Adana ve İzmir’de Meslektaşlarımızın Tutuklanması Protesto Edildi

Çağdaş Hukukçular Derneği Genel Başkanı Av. Selçuk Kozağaçlı da dahil olmak üzere ÇHD üye ve yöneticisi 17 meslektaşımız hakkında verilen tahliye kararının, 12 meslektaşımız hakkında aynı mahkemece kaldırılmasını protesto etmek üzere 18 Eylül’de Adana ve İzmir’de basın açıklamaları yapıldı.

Çağdaş Hukukçular Derneği Adana Şubesi 18 Eylül’de Adana Adliyesi Taş Bina önünde bir basın açıklaması yaptı. İzmir’de ise Çağdaş Hukukçular Derneği İzmir Şubesi, Özgürlükçü Hukukçular Platformu İzmir ve İzmir Çağdaş Avukatlar Grubu, Adliye C blok Demir Kapı önünde bir basın açıklaması yaptı.

Çağdaş Hukukçular Derneği Adana Şubesinin basın açıklaması:

SAVUNMA SUSMADI SUSMAYACAK!
DEVRİMCİ AVUKATLAR ONURUMUZDUR!

BASINA VE KAMUOYUNA

Derneğimizin başkanı Selçuk Kozağaçlı’ da dahil olmak üzere, Çağdaş Hukukçular Derneği üye ve yöneticisi 17 arkadaşımız yaklaşık 1 yıl boyunca haksız ve hukuksuz olarak kapatılmalarının akabinde, 10-14 Eylül 2018 tarihleri arasında 5 gün süren duruşma sonunda Cuma günü akşam saatlerinde İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından tahliye edildi. Tahliye gerekçesinde, AİHM’in uzun tutukluluk ile ilgili kararları, suç vasfının değişmesi ihtimali, sanık avukatların savunmalarını vermiş olmalarının yanı sıra, avukat olmalarına özel bir vurgu yapıldı. Bütün bu vurgular Türkiye’nin içinden geçtiği mevcut faşizm koşulları içerisinde ilgi çekici ve son dönemdeki yargı pratiği dikkate alındığında şaşırtıcı idi. Düşüncelerimizde yanılmadığımız arkadaşlarımızın bırakılmasının üzerinden 7 saat geçmeden ortaya çıktı.

Cumartesi günü meslektaşlarımızın İstanbul Barosu’nun kapısının önünde Terörle Mücadele polisleri tarafından yaka paça ve işkence ile gözaltına alınması ile birlikte, savcının tahliye kararını hazmedemeyerek, tek bir hukuki argüman kullanma gereği duymaksızın, klişeleşmiş kaçma şüphesi saçmalığından dem vurarak, itirazda bulunduğu ve meslektaşlarımızı tahliye eden aynı mahkemenin, hukuki hiçbir yanı olmayan boş laflardan ibaret bu dilekçe üzerine, tahliye kararı veren aynı heyetten oluşan İstanbul 37.ağır Ceza Mahkemesinin, 12 meslektaşımız hakkında Ceza Yargılamasında yeri olmayan “tutuklamaya yönelik yakalama kararı” çıkarttığı öğrenilmiştir.

Arkadaşlarımız doğrudan mahkeme önüne çıkartılacağına bir gece TEM Şubede hukuksuz olarak tutulmuştur. 16.09.2018 Pazar günü arkadaşlarımız/meslektaşlarımız adliyeye getirildiğinde Genel Başkanımız Selçuk Kozağaçlı’da Çağlayan Adliyesine gelmiştir.

Selçuk Kozağaçlı “bir karara uymak için gelmedim, sadece terbiyesizlikleri, korkuları ve utançlarını yüzlerine söylemek için geldim” diyerek adliyede bulunmuştur. Ancak akıbetlerini bilen nöbetçi Mahkeme heyeti korkakça salondan kaçmış, Genel Başkanımızın karşısına çıkamamıştır. Yetmemiş, eşi benzeri görülmedik bir şekilde Selçuk Kozağaçlı duruşma salonunda heyeti beklerken, Siyasi Şube tarafından gözaltına alınmış, ifade için bekleyen meslektaşlarımız darp edilerek salondan çıkarılmıştır.

Garabet bugün de devam etmiş Selçuk Kozağaçlı bir gece Siyasi Şubede tutulduktan sonra sabah saatlerinde Çağlayan adliyesine getirilmiştir. Ancak 37. Ağır Ceza Mahkemesi başkanı rapor alarak yüzleşmeden kaçmış, avukatla görüşme hakkı engellenmiş, meslektaşlarımız darp edilerek salondan çıkarılmış, bir meslektaşımız yaralanmış, avukatı olmadan Selçuk Kozağaçlı tutuklanmıştır.

Hem Duruşma boyunca hem de tahliye kararlarının kaldırılarak dostlarımızın yeniden tutuklanmasına kadar geçen süreçte yaşanan hukuksuzlukları anlatmaya niyetimiz yok, anlamı da yok. Zira bu ülkede adına yargı denilen şeyin faşizmin temel araçlarından biri haline getirildiğini vicdan sahibi herkes görüyor, biliyor.

Ancak verdikleri tahliye kararı üzerine daha 24 saat geçmeden ve dosyada hiçbir değişiklik olmadan tutuklamaya yönelik yakalama kararı veren İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi Başkan ve Heyetine seslenmeden geçmek mümkün değildir.

İster kulağınıza fısıldandığından ister emir verilmiş olsun hangi saikle hareket etmiş olursanız olun kendi verdiğiniz kararın arkasında duramadınız. Üzerinizdeki cübbeleri çıkarın ve hiç olmazsa utanın ve istifa edin!

Bize gelince; Genel başkanımız Av. Selçuk Kozağaçlı’ nın duruşmada söylediği gibi “ Baskılarla, işkencelerle, tutuklamalarla gücümüz azaltmaya çalışıyorsunuz. Gücümüzün azaldığı doğrudur. Ancak, gücümüz azaldıkça yiğitliğimiz artar. Bu birbirini dengeler. En sonuncumuz kalıncaya kadar bu böyle devam eder. O en sonuncumuz da ölene kadar yiğitliği, hepimizin yiğitliğinin toplamı kadar artar. Dolayısıyla bizde güç ve yiğitlik dengesi bozulmaz. Bu nedenle de asla bitmeyiz/bitmeyeceğiz.”

Bizim işimiz, adalet ve onur mücadelesi, bizim işimiz dayanışma! Böyle ne yorulur, ne bıkarız, ne de umutsuzluğa kapılırız. Öfkemiz, her daim üzüntümüze baskın gelir! Bir de her daim hatırlarız! Hiç şüpheniz olmasın, biz haksızlığı, adaletsizliği, düşmanca saldırılarınızı asla ve asla unutmayız!

Gelinen yerde artık asıl mesele, bu aynı saldırılara bizlerin vereceği yanıttır. ÇHD kapatıldığında da söylemiştik; ÇHD geleneği, baskı ile, zulümle, devlet terörü ile bitirilebilecek bir gelenek değildir. Öncelikle dostlarımızla dayanışmayı büyüteceğiz, şimdiye kadar olduğu gibi ezilen, sömürülen, madenlerde katledilen, hak mücadelesinde gözaltına alınan işçilerin, ihraç edilen kamu emekçilerinin, akademisyenlerin, okullarından atılan öğrencilerin, kentsel dönüşüm adı altında evlerinden ve mahallelerinden edilen yoksul halkın, devrimcilerin savunuculuğunu yapmaya, Kürt halkı ile dayanışmayı büyütmeye devam edeceğiz. Hepsinin yanında, nefes alan her canlıyı suskunluğa boğmaya çalıştığınız bu faşizm ortamında, ses olmaya, sokakta olmaya, direnenlere güç vermeye, direnmeye, dövüşmeye devam edeceğiz.

ÇHD ADANA

Çağdaş Hukukçular Derneği İzmir Şubesi, Özgürlükçü Hukukçular Platformu İzmir ve İzmir Çağdaş Avukatlar Grubu’nun Basın açıklaması için

https://tr-tr.facebook.com/chdizmirsubesi/videos/321379552003531/

toplumsalhukuk