Ankara Barosu, Hukuksuz Olduğu Açık Olan Kararından Derhal Vazgeçmeli; Olağanüstü Hal Hukukuna Karşı Tavrını Açıkça Ortaya Koymalıdır

Ankara Barosu Yönetim Kurulu’nu hukuka açıkça aykırı olan Barış Barışık’ın ruhsat başvuru talebinin reddine ilişkin kararından derhal dönmeye davet ediyor; meslektaşlarımızın her birisini bu hukuksuz karar başta olmak üzere hukuksuzluğa karşı mücadele etmeye çağırıyoruz

Türkiye’de yargının siyasallaşması ve muhaliflere karşı baskı/cezalandırma aracı olarak kullanılması hususu, geçmiş yıllardan günümüze uzanan bir gerçek olsa da; mevcut siyasi iktidar döneminde doruk noktasına ulaşmıştır. Siyasi iktidarın süre gelen yönetimi boyunca aleni olarak sergilenen bu kriz hukuku, darbe girişimi sonrasında ilan edilen Olağanüstü Hal süreci ile birlikte açık bir cezalandırma mekanizmasına dönüşmüştür.

Gelinen nokta itibariyle Olağanüstü Hal süreci kâğıt üzerinde sonlandırılmışsa da siyasi iktidar, OHAL hukukunu bir bütün itibari ile kalıcı bir hale getirmiş durumdadır. Siyasallaşmış yargı, düşmanı olarak hedef tahtasına koyduğu muhaliflere yönelik olarak hukuk dışı uygulamalara girişmekte; temel hukuk normları ile bağdaşmayan faaliyetleri ile toplumsal muhalefeti bastırmanın aracı olarak işlev görmektedir. Toplumun her kesimi üzerinde baskı ve zor aygıtı olarak işlev gören bu mekanizma neticesinde yüzbinlerce insan gözaltına alınmakta, tutuklanmakta, on yılları bulan cezalara, çarptırılmakta ve işlerinden olmaktadır. Hukuka aykırı işletilen bu sürecin uygulamalarını çok fazla örnek ile açıklayabilecek olsak bile; görüldüğü üzere toplumun muhalif olan her parçası, bir şekliyle bu kalıcı OHAL hukukundan nasibini almaktadır.

Bu kriz hukuku mekanizmasının, siyasallaşmış yargı eliyle işletiliyor olması neticesinde doğal olarak avukatlar nezdinde de sonuçlar doğurduğu açıktır. Toplumun devrimci, demokrat, ilerici kesimlerine yönelmiş OHAL uygulamaları ve kriz hukuku pratikleri, savunma mesleği bağlamında da baskı girişimlerini hayata geçirmeye çabalamaktadır. Mesleklerini sürdürdükleri adliyelerde saldırıya uğrayan, darp edilen, gözaltına alınan, mesleki faaliyetler nedeniyle tutuklanan avukatlar, OHAL hukuku uygulamalarının adeta ‘’doğal hedefi’’ haline gelmişlerdir. Bugün bu uygulamalara karşı avukatlar mücadele etmekle mükellef olup; bu hukuksuzluğa karşı ses çıkartmak savunma makamının adeta boynunun borcu olmuştur.

OHAL hukukunun hali hazırda sürmekte olduğu göz önünde bulundurulduğunda; bu uygulamalara karşı mücadele eden hukukçuların da OHAL hukuku uygulamalarına maruz bırakılmaya devam edildiği gerçeği karşımıza çıkmaktadır. OHAL hukukunun içselleştirilmesi ve kalıcı hale getirilmesi kaygısı ile hareket eden siyasi iktidar, bu uygulamaları her meslek odası ve makam/merci için de kalıcı hale getirme amacı güden faaliyetlere girişmiştir.

Son yıllarda bu durumun görünür örneklerinden birisi ise toplumsal muhalefeti bastırmak amacıyla siyasallaşmış yargı tarafından sürdürülen davalarda yargılanan avukat adaylarına ruhsat verilmemesi olmuştur. Haklarında siyasi saikler ile sürdürülen kovuşturma mevcut olan avukat adaylarının ruhsat başvuruları; uluslararası mevzuat başta olmak üzere Anayasa’ya, yasalara ve temel hukuk ilkelerine aykırı olarak kabul edilmemekte; ruhsat almaları engellenmektedir.

Bu durumda olan avukat adaylarının ruhsat alamaması süreci, genel olarak Adalet Bakanlığı nezdinde işleyen bir süreç iken; bugün bu hukuksuz süreç maalesef Türkiye Barolar Birliğinden sonra Ankara Barosu’na da sirayet etmiş durumdadır.

Toplumsalhukuk üyesi meslektaşımız Asım Barış BARIŞIK, üniversite yılları boyunca muhalif bir öğrenci olarak; memleket meseleleri için duyarlılıkla mücadele etmiş bir kişidir. Kendisi tam olarak bu sebeple, yukarıda detaylı olarak aktardığımız hukuk dışı pratikler ile karşı karşıya bırakılmış olup; hakkında siyasi saikler ile gerçek dışı temellere dayanan çeşitli kovuşturmalar açılmıştır.

Arkadaşımız, 2018 Aralık ayında Ankara Barosu’nda avukatlık stajını tamamlayarak ruhsat başvurusunda bulunmuştur. Bu başvuru Ankara Barosu tarafından kabul edilmiş ve gereği için TBB’ye gönderilmiştir. Hakkında devam eden kovuşturmalar gerekçe gösterilerek TBB tarafından ruhsat başvurusu talebi reddedilmiştir. Avukatlık stajının bitiminin ardından 1 yıl geçmiş olmasına rağmen; Baro levhasına yazılma talebi masumiyet karinesi başta olmak üzere hukuka hâkim temel ilkeler hiçe sayılarak bekletilen arkadaşımız;baro levhasına yazılma talebinin tekrar değerlendirmeye alınması için Ankara Barosu’na 25 Kasım 2019 tarihinde başvuruda bulunmuştur. Bu kez de Ankara Barosu Yönetim Kurulu, 11 Aralık 2019 tarihinde OHAL hukuku uygulamalarının adeta devamı mahiyeti taşıyan bir karar ile, arkadaşımızın başvurusunu hukuksuz bir şekilde reddetmiştir.

Arkadaşımızın ruhsat talebinin reddedilmesi, olağanüstü hal hukukunun ve olağanüstü hal baskıcı uygulamalarının fiilen devam ettirilmesi dışında başka bir anlam taşımamaktadır.

Türkiye tarihinin en kanlı terör saldırısı olan 10 Ekim Katliamı’nın ardından Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde katıldığı boykot sebebiyle hakkında “Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma” isnadıyla açılan davanın yargılaması, Ankara 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmüş ve dosya kapsamında, 12 Temmuz 2019 tarihinde arkadaşımız hakkında beraat kararı verilmiştir. Bu karar, arkadaşımızın ilk başvurusu sırasında mevcut bulunan duruma kıyasla; daha lehe bir durum yaratmıştır. Lehe olan bu değişiklik sebebiyle, yapılan başvurunun tekrar gözden geçirilmesi hukuki bir zorunluluk halini almıştır. Keza arkadaşımızın ruhsat almasına engel olarak gösterilen davalardan birisi, ruhsat alamadan geçirdiği uzun bir süreç sonrasında beraat kararı ile sonuçlanmış olup; masumiyet karinesi uyarınca diğer dosyaları açısından da emsal teşkil etmektedir.

Türkiye Barolar Birliği’nin, haklarında kovuşturma bulunması gerekçesiyle ruhsatları verilmeyen avukat adaylarının yeniden yaptığı başvurular üzerine; geçmiş ret kararlarını kaldırarak haklarında kovuşturma yapılmak olan avukat meslektaşlarımızın baroya yazılma taleplerini kabul etmeye başladığı öğrenilmiştir. Türkiye Barolar Birliği’nin(TBB) son zamanlarda ruhsat talepleri konusunda görüş ve uygulama değişikliğine gittiği bilinmekte ve arkadaşımız ile aynı durumda olan kişiler hakkında verilen olumlu yönde emsal kararlar verdiği bilinmektedir.

Burada şu hususu belirtmek vurgulamak gerekir; Ankara Barosu arkadaşımızın yargılandığı bu dosyaları ilk başvurusunda da bilmekte ve yaptığı değerlendirme sonrası  ilk başvuruyu kabul etmiştir. TBB tarafından ruhsat başvurusu talebi reddedilmiştir. Arkadaşımızın aradan geçen süre zarfında bir dosyasından beraat etmiştir. Beraat kararının yarattığı yeni durum ile yeniden başvuruda bulunulmuştur. Ankara Barosu bu kararıyla TBB ile aynı ve hatta daha geri bir konuma gelmiş durumdadır.

Bu gerekçeler ışığında arkadaşımızın Baroya yazılma talebinin kabul edilip, dosyasının Türkiye Barolar Birliği’ne gönderilmesi gerekirken; Ankara Barosu Yönetim Kurulu hukuka aykırı bir karar vererek bu talebi reddetmiştir.

Ankara Barosu bu kararıyla olağanüstü hal hukukunu devam ettiren bir pozisyona düşmüştür. Bu kararın hukuk çerçevesinde izah edilir bir yanı bulunmadığı gibi; Ankara Barosu’nun çeşitli vasıtalarla kamuoyuna sunduğu açıklama-söylem ve eylemleri ile örtüşmediği açıktır. OHAL hukuku uygulamalarının kalıcı hale getirilmeye çalışıldığı bu süreç içerisinde, bu uygulamalara karşı çıkmak sadece söz ile değil, avukatlar ile birlikte hukuksuzluğa yönelik mücadelenin omuz omuza yükseltilmesi ile sağlanabilecektir. Hukuksuzluğa karşı mücadele, içeriği boş söylemler ile değil ancak samimiyet ile verilebilir.

Ruhsatı gasp edilen bütün arkadaşlarımızın ruhsatları derhal verilmeli, bu hukuk dışı uygulamalara karşı her bir meslek örgütümüz sesini yükseltmelidir.

Ankara Barosu Yönetim Kurulu’nu hukuka açıkça aykırı olan bu kararından derhal dönmeye davet ediyor; meslektaşlarımızı bu hukuksuz karar başta olmak üzere hukuksuzluklara karşı mücadele etmeye çağırıyoruz.

toplumsalhukuk