Avukatlardan Ayşe Tuba Arslan raporu: Devlet, Arslan’ı saldırganın merhametine bıraktı

Eskişehir’de 23 kez suç duyurusunda bulunmasına karşın boşandığı erkek tarafından öldürülen Ayşe Tuba Arslan için avukatları bir rapor yayımladı. Raporda Arslan’ın başvuruları ile ilgili hiçbir işlem yapılmadığı, alınan tedbir kararlarının kağıt üstünde kaldığı ortaya çıktı

Eskişehir’de 11 Ekim 2019 günü, hakkında defalarca şikayette bulunduğu eski eşi tarafından öldürülen Ayşe Tuba Arslan hakkında bir rapor hazırlandı. Avukatlar tarafından hazırlanan raporda Arslan’ın karakollar ve savcılıklar  aracılığıyla yaptığı şikayetler hakkında hiçbir işlem yapılmadığı, alınan tedbir kararlarının kağıt üstünde kaldığı ortaya çıktı.

Avukatlar Pınar Çelik Arpacı, Betül Duman, Neriman Ersin, Fatma Girgin, Funda Güney, Heval Yıldız Karasu ve Ceren Koçak’ın oluşturduğu komisyon tarafından hazırlanan raporda, Arslan’ın şikayetleri sonrası sanık Yalçın Özalpay ile uzlaşmaya zorlandığı aktarıldı. Şikayetlere yönelik işlemlerde ise  tedbir kararlarının uygulanmadığı ve ihlal durumlarında da hiçbir cezai yaptırıma hükmedilmediği ortaya çıktı.

Raporda Ayşe Tuba Arslan’ı ölüme götüren süreçle şu şekilde aktarıldı:

Ayşe Tuba Arslan, 6284 sayılı yasa kapsamında defalarca kolluğa ve Aile Mahkemesine başvuru yapmış, gerek kolluk amiri gerekse aile mahkemesi tarafından matbu önleyici tedbir kararları verilmiştir. Bu başvurular konusunda kurumlar görevlerini etkin şekilde yerine getirmemiştir. Örneğin bu kararların tebliği 6284 sayılı kanundaki tedbirlerin, acil-can güvenliği konulu iş olması, ruhuna aykırı olarak ivedi şekilde yapılmamış, ŞÖNİM tarafından bu tedbirlerin uygulanıp uygulanmadığı takip edilmemiş, kolluk bu kararların infazı için gerekeni yapmamıştır.

Yine Aile Mahkemesi, etkili çözümleri seçmemiş, matbu kararların dışındaki, şiddeti önleme amaçlı GPS donanımı, elektronik kelepçe uygulaması gibi yollara başvurmamıştır. Bir sene gibi bir sürede yirmi üç kere adli makamlara başvuran, açık açık “can güvenliğim yok, beni koruyun” diyen bir kadın için dahi bu koruma mekanizmalarının uygulanmadığı göz önüne alındığında; Türkiye genelinde bu mekanizmaların neredeyse hiç işletilmediği açıkça ortadadır. Yine Ayşe Tuba Arslan hakkında verilen önleyici tedbir kararlarının infazı ile ilgili Eskişehir ŞÖNİM’e bir başvuru yaptığımızda, ŞÖNİM’de koruma kararlarının ve bunların infazına ilişkin şahsi bir dosya tutulmadığı, bu takibin tek dosya üzerinde yürütülmediğini öğrendik. Nitekim Ayşe Tuba Arslan’ın 1. Aile Mahkemesindeki 2018/512 D. İş dosyasında da ŞÖNİM’e gönderilen bildirim evrakı dışında ŞÖNİM’e dair hiçbir evrak bulunmamaktadır. Bu durum ŞÖNİM’in kadına yönelik şiddetin önlenmesinde çok önemli bir yeri olmasına rağmen görevini gereği gibi yerine getirmediğini göstermektedir. Uygulamadaki bu aksaklık ve ihmal Ayşe Tuba Arslan’ın hayatına mal olmuştur.

Devlet, Ayşe Tuba Arslan’ı saldırganın merhametine bıraktı

Raporda Arslan için 4 kez koruma kararı verildiği ancak uzaklaştırma kararını uygulamayan sanık Özalpay hakkında hiçbir işlem yapılmadığı belirtilirken, Aile Mahkemesi’nin uzaklaştırma kararına uymayan Özalpay hakkında, tebligatın yapılmadığı gerekçesi ile ceza verilmesine yer olmadığı kararı verdiği aktarıldı.

Ayşe Tuba Arslan’ın yirmi üç kez başvuruda bulunması, can güvenliğinin olmadığını defalarca dile getirmesi, tedbir kararının defalarca ihlal edilmesi, tedbir kararını ihlal eden kişiye gerekli yaptırımın uygulanmaması, Adli makamların, tıpkı Nahide Opuz davasında olduğu gibi Yalçın Özalpay’ın ölüm tehditleri karşısında tamamen pasif kaldığını ve Ayşe Tuğba Arslan’ı saldırganın merhametine bıraktıklarını göstermektedir.

Neler yapılmalı?

Avukatlar tarafından hazırlanan raporda, benzer cinayetlerin yeniden yaşanmaması için sunulan önerilerde şunlara yer verildi:

Ayşe Tuba Arslan Arslan’ın ŞÖNİM’de takip edilen, infazının değerlendirildiği bir dosyası bulunmamaktadır, bu sebeple tedbir kararlarının takibi hususunda ŞÖNİM yetersiz kalmıştır. Bu eksikliğin giderilmesi, bu merkezlerin önemine binaen denetiminin sağlanması, önleyici tedbir kararlarının tek dosya üzerinden yürütülmesi, merkezlerde çalışanlara bu konuda eğitimlerin verilmesi gerekmektedir.

“Polisin keyfi davranmasının önüne geçilmeli”

İstanbul Sözleşmesini referans alarak düzenlenen 6284 sayılı Kanunda risk değerlendirmesi ve yönetimi konusu ele alınmamış, sadece “şiddete uğrama tehlikesi”nden bahsedilmiş, bu tehlikenin de ne tanımından ne de nasıl değerlendirileceğinden bahsedilmemiştir. Bu eksiklik nedeniyle, şiddetle karşılaşan ilk merci olan kolluğun kendi içgüdülerine göre hareket etmesi beklenmektedir. Kanunun şiddeti önlemeye ilişkin hükümlerinin uygulanmasında kolluğun keyfi davranmasının önüne geçmek için risk değerlendirmesi konusunda bir düzenlemeye ve kolluğun eğitimine acil olarak ihtiyaç vardır.

Her karakolda 6284 s. Kanundan doğan işlerle ilgili ayrı bir birim kurulması, bu dosyalarla uzman olan bu kadronun ilgilenmesi gerekmektedir. Bu birimlerde çalışacak kolluk birimlerine gerekli eğitimlerin verilmesi bu eğitimlerin sadece yasal mevzuatla sınırlı tutulmaması ve özellikle toplumsal cinsiyet eşitliği bilincinin oluşturulması hususunda üniversitelerle koordineli bilimsel ve hak temelli eğitimler verilmelidir

6284 kanun kapsamında işlenen ihlaller uzlaştırma sevk edilmemeli

Aile Mahkemelerinin tedbirler konusunda daha hassas davranması, tebligatların zamanında yapılması, gerekli kurumlara bildirimlerin İstanbul Sözleşmesine, 6284 s. Kanun ve Uyg. Yönetmeliğine uygun olarak ivedilikle yapılması, bu tebligatların normal tebliğ usulleriyle değil, Tebligat Kanunu 2. Maddesi gereğince kolluk marifeti ile yapılmalıdır

6284 sayılı kanun kapsamında verilen tedbirlerin ihlaline ilişkin suçlarda uzlaştırmaya sevk işlemlerine derhal son verilmelidir. Bakanlık bu konudaki görüşünden derhal vazgeçmelidir

6284 sayılı yasada pek çok önleyici ve koruyucu tedbir türü düzenlenmiştir. Ancak uygulamada Aile Mahkemelerince standartlaşmış şekilde bazı tedbir maddelerine hükmedilmekte, kanunda yer alan diğer tedbir türleri dikkate alınmamaktadır. Mahkemelerce her somut olaya uygun şekilde tedbir kararları verilmeli ve ivedilikle uygulanmalıdır.

UYAP, POLNET ve ŞÖNİM portallarını ortaklaştıracak teknik sistemler kurulmalı

6284 sayılı yasanın teknik yöntemlerle takip başlığını taşıyan 12. Maddesi, elektronik kelepçe, gps takip sistemi gibi olanak tanımaktadır. Somut olayın özelliklerine göre elektronik kelepçe ve diğer teknik takip yöntemlerinin uygulanması konusunda karar verilmesi ve bu kararların uygulanması için yeterli ekipmanın sağlanması gereklidir.

Kadına yönelik şiddet dosyalarında Uyap, Polnet, ŞÖNİM vb. portalların ortaklaştırılması ve ekran uyarı sistemini sağlayacak bir teknik alt yapıhazırlanmalıdır. Böylece polisler, ŞÖNİM çalışanları, savcılar ve hâkimler önlerindeki dosyayı incelemeye başladıklarında, ortak sistem üzerinden oluşturulan ekran uyarısı sayesinde, taraflar arasında daha önce benzer şikâyetler bulunup bulunmadığından derhal ve otomatik olarak haberdar olacaktır.

Kadına yönelik şiddet dosyalarında mağdurlar için zorunlu vekili görevlendirmesi yapılmalıdır, bu hususta CMK 150. maddede değişiklik yapılmalıdır.6284 sayılı kanun kapsamında tedbir talepli başvuru yapmak üzere mağduru kadınlar için ivedilikle ve ekonomik durum değerlendirmesi yapılmaksızın adli yardım kapsamında avukat ataması yapılmalıdır.

Raporun tamamını okumak/indirmek için tıklayınız.

toplumsalhukuk