Bir Hukukçuyu Hukuktan Uzak Tutma Mücadelesi –Av. Deniz Özbilgin

Akademiden İhraç Edilip, Avukatlığı Engellenen Dr. Cenk Yiğiter Meselesi 

AKP’nin olağan hale gelen kadrolaşma faaliyetleri ve iktidar ittifakları ile kamunun her alanına yerleştirilen cemaat kadroları, 15 Temmuz darbe girişimi sonrası Başbakan Binali Yıldırım’ın deyimiyle “eliyle koymuş gibi” bulunarak süratle tasfiye edilmeye başlandı. Bu süreçte de 15 Temmuz sonrası ilan edilen 20 Temmuz tarihli Olağanüstü Hal (OHAL) ve devamında çıkartılan Kanun Hükmünde Kararname (KHK) garabetleri akademiyi tasfiyede bir araç haline getirildi.

6 Ocak’ta yayımlanan 679 sayılı KHK ile Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden ihraç edilen Dr. Cenk Yiğiter de, akademiden ihracı sonrası hukukçuluğuna avukat olarak devam edebilmek için Ankara Barosu’na stajyer avukatlık başvurusu yaptı. Ankara Barosu ise Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na yazı yazarak stajyer avukat adayı hakkında Anayasal Düzene Karşı Suç kapsamında bir soruşturma olup olmadığını sordu. Herhangi bir hukuksal dayanağı olmayan bu yazışmalar, Ankara Barosu için 15 Temmuz’dan bu yana “olağan” hale gelmenin yanında bir hukuk meslek örgütü eliyle uygulanması bakımından da masumiyet karinesinin ve lekelenmeme hakkının ihlalini daha acı hale getiriyor.

Gerçeğe Aykırı Savcılık Evrakı ile Avukat Stajına Engel

Dr. Cenk Yiğiter hakkında Ankara Barosu’nun 23.01.2017 tarihli Stj. İşl./5556 sayılı yazısına cevaben yazılan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosu’nun 02.02.2017 tarihli yazısında “İlgi yazı ile sormuş olduğunuz Cenk Yiğiter hakkında UYAP sisteminde yapılan sorgulamada FETÖ/PDY kapsamında 2013/169098 sayılı soruşturma bulunduğu anlaşılmış olup” denilmiştir.

Hukuksal garabetler silsilesinde bir hukuk meslek örgütünün sebebi belirsiz yazısına verilen trajikomik yazıda bahsedilen savcılık soruşturma numarası 2013 yılına, yani Fetullah Gülen’in terörist kabul edilmediği, Türkçe olimpiyatları ile devletin her tür propaganda aracının seferber edildiği, “Feto” diyenlerin ise Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı tarafından sosyal medya üzerinden “hocaefendi diyeceksiniz” şeklinde azarlandığı bir döneme ait.

Savcılıkça bildirilen 2013/169098 sayılı soruşturma dosyası ise Ankara Gezi Direnişi’ne aitti. Toplam 86 kişi hakkında telefonların teknik takibine kadar varan bir soruşturma yürütülmüş, 26 kişi hakkında çok çeşitli ve dayanaksız suçlamalar ile örgüt üyeliğinden dava açılırken; 60 kişi hakkında da dava açmaya gerek görülmediğine dair takipsizlik kararı verilmişti. Dr. Cenk Yiğiter de 21.11.2016 günü hakkında takipsizlik kararı verilen bu 60 kişiden biriydi. Bu takipsizlik kararı da herhangi bir itiraz olmaması üzerine kesinleşti.

Terör örgütleri ile bağı olması şüphesi ile 3 yılı aşkın süre soruşturulan Dr. Cenk Yiğiter 21.11.2016 günü aklanırken, üzerinden 1,5 ay geçmişken bu defa 06.01.2017 günü terörle bağlantılı denilerek akademiden ihraç edildi.

Dahası, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosu’nun Savcı Fatih Şimşek imzalı, 02.02.2017 tarihli yazısında Gezi Dosyası soruşturma numarasını sanki FETÖ/PDY soruşturmasıymış ve hatta devam ediyormuş gibi gösterilerek kamu kurumu niteliğindeki meslek örgütü olan Ankara Barosu’na da açıkça gerçeğe aykırı bilgi sunuldu. Kamu eliyle yürüttüğü soruşturmalarda, zan altındaki kişiler hakkında lehe ve aleyhe delilleri tarafsızca toplayacağı varsayılan bir savcının bu şekilde mevcut dahi olmayan bir dosya üzerinden resmi beyanlar yazması ile ilgili yanıtlanması gereken pek çok soru var.

Savcılıkça bildirilen soruşturma numarasının FETÖ/PDY olmadığının anlaşılmasına ve muhatabının takipsizlik kararı ile aklandığının belgelenmesine rağmen Dr. Cenk Yiğiter’in hangi hukuksal gerekçe ile halen avukat stajyerliğine kaydının yapılmadığı ise Ankara Barosu’nun yanıtlaması gereken bir soru.

Süreç TBMM Gündeminde

Daha önce 13.01.2017 tarihinde CHP İzmir Milletvekili Zeynep Altıok tarafından verilen bir soru önergesi ile 6 Ocak tarihli KHK ile ihraç edilen Dr. Yiğiter’in üniversitesinde geçirmekte olduğu soruşturmalar meclis gündemine taşınmıştı. 6 maddelik soru önergesi ile Ankara Üniversitesi Rektörü Erkan İbiş’in kişisel husumete dönüştürdüğü soruşturmalarına hukuksal dayanaklar sorulmuştu.

3 Mart günü de bu defa CHP Ankara Milletvekili Ali Haydar Hakverdi, Gezi direnişlerinin asla FETÖ ile ilişkilendirilemeyeceğini vurgulayarak; “FETÖ’nün aranacağı yer Gezi Direnişi değil TBMM’nin AKP sıraları ve dünkü ortağı olan Kaçak Saray’ın sahipleridir. Her fırsatta Gezi Direnişini FETÖ ile yan yana getirerek itibarsızlaştırma gayreti içerisine girenler bu defa da yargı sopasını bu aymaz iddialarına kılıf uydurmak için kullanmaktadır” şeklinde bir açıklama yaptı.

Cenk Yiğiter’in yanındayız

Gezi’yi FETÖ’ye ister yazım hatası ile, ister dikkatsizlik ile, isterse hukukçu meslek ahlakıyla bağdaşmaz bir art niyet içinde davranarak, hiç fark etmeksizin bağlama teşebbüsünde dahi bulunulmasına izin vermeyeceğiz. Gezi iddianamelerini yazan cübbe giyen bir kısım adli tetikçi bugün nasıl AKP tarafından buruşturulup atılmış, hatta tutuklanmış ise; faşizmin kendilerine ihtiyacı ortadan kalktığında bugünün militan hakim ve savcıları da hukuka ihtiyaç duyacaklardır.

Gezi Direnişi günlerinde de AKP’nin polis ve palalıları ile sokaklarda yarattığı faşizme karşı hukuksal destek ihtiyacı olanlar için çaba harcayan, 2013/169098 sayılı soruşturma dosyasını da takip eden Toplumsal Hukuk avukatları ve yazarları, bugün de hukukla bağdaşmaz yargısal araçlar ile saldırı altında olanlar ile dayanışmaya faaliyet yürütülebilecek her alanda devam edecektir. Meslektaşımız Dr. Yiğiter de, ihraç edilen diğer muhalif akademisyenler ve Barış İmzacıları da yalnız değildir, yalnız kalmayacaklardır.