Bölge İdare Mahkemesi Aydın Valiliğinin 1 Mayıs Yürüyüş Yasağı Kararını İptal Etti

İzmir Bölge İdare Mahkemesi 6. idari Dava Dairesi, Aydın Valiliğinin, 2016  yılı 1 Mayıs mitingi öncesi yapılacak yürüyüşe izin verilmemesine ilişkin işleminin iptaline karar verdi

İzmir Bölge İdare Mahkemesi 6. İdari Dava Dairesi, 20.03.2018 tarihli, 2018/2014 E., 2018/421 K sayılı kararının tam metnini okumak/indirmek için tıklayınız.

2016 yılında, Aydın’da, 1 Mayıs etkinlikleri için oluşturulan tertip komitesi Valiliğin belirlediği yürüyüş güzergahında yapılacak yürüyüşün ardından Atatürk Meydanında yapılacak miting için Valiliğe başvuruda bulundu. Valilik “gerçekleşebilecek herhangi bir terör saldırısına karşı kutlamalara katılacakların can güvenliğinin en üst düzeyde sağlamak amacıyla söz konusu kutlamanın Atatürk Kent Meydanında toplanarak” yapılmasına izin verdi. Başvurunun kısmen reddi üzerine tertip komitesi başkanı adına yürüyüşe izin verilmemesi işleminin iptali talebiyle dava açıldı. Aydın 1. İdare Mahkemesinin davanın reddine karar vermesi üzerine karara karşı istinaf yoluna başvuruldu.

İzmir Bölge İdare Mahkemesi kararında;

Gösteri yürüyüşü hakkının kullanım olanağının engellenmesi sonucunu doğurarak hakkın özüne dokunan ve somut olaydaki amaç ile araç arasındaki ölçülülüğü gözetmeyen dava konusu işlemin iptali yolunda karar verilmesi gerekirken taktir yetkisinin kullanımı suretiyle tesis edilen işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinde hukuki isabet görülmememiştir

değerlendirmesi yaparak istinaf başvurusunun kabulüne karar verdi.

Temel hak ve özgürlüklerin özlerine dokunulamaz, temel hak ve özgürlükler ölçülülük ilkesine aykırı sınırlanamaz.

İzmir Bölge İdare Mahkemesi 6. İdari Dava Dairesi kararında:

Anayasa’nın 13. maddesinde, temel hak ve özgürlüklerin; özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasa’nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak yasayla sınırlanabileceği, bu sınırlamaların Anayasa’nın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı belirtilmiştir.

Yukarıda anılan Anayasa hükmündeki “sınırlama” ifadesinden, belirli bir temel hak ve özgürlüğün norm alanı (güvence alanı) içinde var olan olanakların yasa koyucu tarafından daraltılmasının anlaşılması gerekmektedir. Başka bir anlatımla, belirli bir temel hak ve özgürlüğün kullanım olanakları, onun sınırlanmasından sonra da devam etmektedir. Bu durum aynı zamanda, özgürlüklerin özüne dokunulmamış olduğunu da ifade etmektedir. Buna karşılık, temel hak ve özgürlüklerin durdurulması veya özlerine dokunulması, bunlardan belirli bir süre yararlanılamaması veya kullanılmalarının olanaksızlaşması anlamına gelmektedir.

Yine Anayasa’nın 13. maddesinde yer alan, temel hak ve özgürlüklerin sınırlanması kriterlerinden biri olan ölçülülük ilkesi ise; amaç ve araç arasında makul bir ilişkinin bulunması, diğer bir deyişle yapılan sınırlamayla sağlanan yarar arasında hakkaniyete uygun bir dengenin bulunması gereğini ifade etmektedir. Bu ilkenin; sınırlayıcı önlem ile sınırlama amacı arasındaki ilişkinin denetiminde, yasal önlemin sınırlama amacına ulaşmaya elverişli olup olmadığını saptamaya yönelik “elverişlilik”, sınırlayıcı önlemin sınırlama amacına ulaşma ve demokratik toplum düzeni bakımından zorunlu olup olmadığını arayan “zorunluluk”, ayrıca amaç ve aracın ölçüsüz bir oranı kapsayıp kapsamadığını, bu yolla ölçüsüz bir yükümlülük getirip getirmediğini belirleyen “orantılılık” ilkeleri olmak üzere üç alt ilkesi bulunmaktadır.

Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlemeözgürlüğünün sınırlanmasında, “amaç”; milli güvenlik, kamu düzeni, genel sağlık ve genel ahlakın, başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması veya suç işlenmesinin önlenmesi; “araç” ise, toplantıya gösteri yürüyüşü yapılmaksızın izin verilmesi bu suretle yürüyüşün engellenmesi şeklinde olabileceği gibi tamamen ertelenme veya yasaklanma şeklinde de olabilecektir. Toplantının yürüyüş ile birlikte yapılmasıhalinde, amacın gerçekleştirilmesi (örneğin, kamu düzeninin sağlanması veya suç işlenmesinin önlenmesi) imkânsız hale gelecek ise, toplantının yürüyüşsüz yapılması, tamamen ertelenmesi veya yasaklanmasınınzorunluluğundan bahsedilebilecektir. Bununla birlikte, ölçülülük ilkesinin varlığından söz edebilmek için, zorunluluk yeterli olmamakta; yukarıda aktarıldığı gibi, amaç ile araç arasında makul bir oranın bulunması da gerekmektedir.

değerlendirmesi yapıldı.

“Suç işleneceğine dair açık, somut ve yakın tehlike bulunduğu ortaya konulamamıştır” 

Kararda:

Uyuşmazlığa konu olayda ise; idarece, “1 Mayıs Emek Bayramının” 1 Mayıs 2016 Pazar günü saat 12:00 – 16:00 arası Egemenlik Bul. Taş köprünün kuzey sınırından (213. Sokak) başlayarak Egemenlik Bulvarı ile Doğu Gazi Bulvarının kesiştiği nokta arasındaki miting alanında toplanılarak buradan Doğu Gazi Bulvarı Ramazanpaşa Kavşağından sola dönerek Hükümet Bulvarı iniş bandını takiben Abide Kavşağından Atatürk Kent Meydanına varış şeklinde düzenlenmesi halinde suç işleneceğine dair açık, somut ve yakın tehlike bulunduğu ortaya konulamamıştır.

Kaldı ki, gerek 5442 sayılı İl İdaresi Kanununun, gerekse 2911 sayılı Yasanın valilere verdiği yetki çerçevesinde, il sınırları dahilinde gerekli güvenlik önlemlerinin alınmasının ve ihtiyaç duyulduğunda toplantının dağıtılmasının idarenin görev ve yetkisi içinde olduğunda da kuşku bulunmamaktadır.

Bu kapsamda, ülkemizde resmi tatil ilan edilerek “Emek ve Dayanışma Günü” olarak kutlanmasına karar verilen 1 Mayıs günü bir kamu çalışanları sendikasının, çalışma yaşamına ilişkin sorunların kamuoyuyla paylaşılması ve toplumsal duyarlılığın arttırılması, çalışanların dayanışma duygularının geliştirilmesi amacıyla kent içinde daha önce belirlenen ve başkaca etkinliklerde kullanılagelen güzergahtan yürüyerek Atatürk Kent Meydanında toplanmak üzere yaptığı başvurunun; yürüyüş güzergahının kullanılmasına izin verilmeyerek,açık, somut ve yakın tehlikeden bahsedilmeksizin 1 Mayıs Emek Bayramının Atatürk Kent Meydanında toplanılarak 11:00 – 14:00 saatleri arasında kutlanılması şeklinde sınırlandırılması yolundaki Aydın Valiliği’nin 27.04.2016 tarih ve 6582 sayılı işleminde, “neden ve amaç” yönünden hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

Hakkın özüne dokunan ve somut olaydaki amaç ile araç arasındaki ölçülülüğü gözetmeyen dava konusu işlemin iptali gerekmektedir.

Kararın son bölümünde ise:

Bu durumda, İdare Mahkemesince; Anayasa ile güvence altına alınan temel hak niteliğindeki gösteri yürüyüşü hakkının kullanım olanağının engellenmesi sonucunu doğurarak hakkın özüne dokunan ve somut olaydaki amaç ile araç arasındaki ölçülülüğü gözetmeyen dava konusu işlemin iptali yolunda karar verilmesi gerekirken taktir yetkisinin kullanımı suretiyle tesis edilen işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinde hukuki isabet görülmemiştir.

değerlendirmelerine yer verildi.

toplumsalhukuk