Çıraklık Adı Altında Çalışan “Çocuk İşçiler”* – Av. Sinan Derman (HukukveÖtesi)

“12 yaşında Pakistan’da köleliğe karşı direnen Çocuk İşçi IQBAL MASİH anısına” (1)

Çocuk işçiliği gerek Sanayi Devrimi öncesi gerekse devrim sonrası tarihin her döneminde incelenmesi gereken özel bir mücadele alanıdır.  Bu nedenle çalışmamı ithaf ettiğim Iqbal Mesih’de Dünya da ekonomik istismara uğrayan çocuk işçilerden yalnız bir tanesi ve en önemli simgesidir. Çalışmamın özel alanını ise çıraklık adı altında çalışan çocuk işçilerle mücadele edilmesi noktasında topladığımı belirtmek isterim.

Tarihsel açıdan incelendiğinde çocuk işçiliği, Roma’da ustaya çırağı üstünde çok geniş uslandırma yetkisi verilmiş; babanın çocuk üzerindeki hakimiyeti devir yoluyla ustaya geçirilmiştir. Ortaçağ da ise esnaf ve sanatkarlarının yanında çırak olarak çalışan çocuk işçiler lonca sisteminde emekleri sömürülmektedir. Ülkemizde ise Ahilik sisteminde çıraklar gerek iş başında gerekse iş dışında mesleki, ahlaki ve dini konularda eğitim görmüşlerdir   (AKYÜZ, s.483). Sanayi devrimi sonrasında lonca sistemi ortadan kalkmış ve işçi sınıfı ortaya çıkmıştır. Özellikle erkek işgücünün I. Dünya Savaşı ile birlikte azalması fabrikalarda ve maden ocaklarında çocuk işçiler en kötü biçimde çalıştırılmıştır (AKYÜZ, s.484 ).

Çıraklığın temel amacı bir meslek ya da sanatın usta öğreticiler tarafından öğretilmesidir. Ancak ülkemizde çıraklık adı altında çalışan daha doğru bir deyimle işgücü sömürülen (ekonomik istismara uğrayan) çocuk işçilerin sorunları kanuni mevzuata rağmen halen canlılığını korumaktadır. Bu canlılığın sebebi ise işverenlerin çıraklığı ucuz iş gücü olarak görmesinden kaynaklanmaktadır.

3038 Sayılı Mesleki Eğitim Kanunu temel amacı; çırak, kalfa ve ustaların eğitimi ile okullarda, yükseköğretim kurumlarında ve işletmelerde yapılacak mesleki eğitime ilişkin esasları düzenlemektir (m.1). 3038 Sayılı Kanunun amacı uygulama da beklenen karşılığı bulmakta yetersiz kalması ve denetim eksikliğinden dolayı ülkemizde çıraklık adı altında kayıt dışılığı doğuran çocuk işçileri ne yazık ki var etmektedir. Çocuk işçiliğin başlı başına bir sorun olduğu ülkemizde çıraklık adı altında çocuk işçilerin de dahil olması sorunu ve çözümsüzlüğü daha da büyümektedir.

Çıraklık adı altında çalışan çocuk işçilerin cazip olmasının temel sebebi ise işverenlerin ucuz iş gücüyle çalışma mevzuatına (İş, Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi ve Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Kanunlarına) tabi olmamasından kaynaklanmaktadır. Çünkü çıraklar kanuni zorunluluk gereği işçi olarak kabul edilmezler. Ancak işçi sağlığı ve güvenliği açısından işverenlere bir kanuni zorunluluk getirilmiştir. Oysaki emsal bir işçi ile aynı şartlarda çalışmasına rağmen emeği sömürülen çırakların mali ve sosyal hiçbir hakkı yoktur ve nihayetinde de çocuk işçiliğiyle mücadele de önemli bir yer tutmaktadır. Örneğin, çıraklık adı altında çalıştırılan bir çocuk işçiye işverence asgari ücret verme yükümlülüğünün olmaması, sosyal sigortasının sınırlı prim ödenmesi ve sorunun en temelinde yatan ucuz iş gücü oluşu cazibesini daha da artırmaktadır.

3038 Sayılı Mesleki Eğitim Kanununa göre aday çıraklık ve çırak olarak ikili bir ayrım yapılmıştır. Aday Çırak; çıraklığa başlama yaşını doldurmamış ve çıraklık döneminden önce kendisine işyeri ortamı tanıtılan, sanat ve mesleğinin ön bilgileri verilen kişidir. Çırak ise çıraklık sözleşmesi esaslarına göre bir meslek alanında mesleğin gerektirdiği bilgi, beceri ve iş alışkanlıklarını iş içerisinde geliştiren olarak tanımlanmaktadır (m.3).

3038 Sayılı Kanuna göre aday çırak ve çıraklar öğrenci olarak kabul edilmektedir ve işyerinde çalışan işçi olarak kabul edilmezler. Aday çırak, ilköğretimi bitirmiş ve bir mesleğe hazırlık amacıyla çıraklık dönemine kadar olan süreçte eğitilebilecekleri belirtilmiştir (m.9). Çıraklar ise en az ortaokul veya imam-hatip ortaokulu mezunu ve bünyesi ve sağlık durumu gireceği mesleğin gerektirdiği işleri yapmaya uygun olma şartlarını taşıması gerekir (m.10). Aday çırak ve çırak almak için işyerinde usta öğretici bulunması da kanuni bir zorunluluktur.

5510 Sayılı Kanuna göre 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanununda belirtilen aday çırak, çırak ve işletmelerde mesleki eğitim gören öğrenciler yalnızca iş kazası ve meslek hastalığı ile hastalık sigortası hükümlerinin uygulanması belirlenmiştir. 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanununun göre; aday çırak, çırak ve işletmelerde meslek eğitimi gören öğrencilerin sigorta primleri, yaşlarına uygun olarak, 4857 sayılı İş Kanununun 33 üncü maddesi gereğince belirlen asgari ücretin % 50’si üzerinden alınmaktadır (m.25/4).

Aday çırak ve çıraklar, mesleğin özelliğine göre haftada sekiz saatten az olmamak üzere genel ve mesleki eğitim görürler. Bu eğitime katılmaları için aday çırak ve çırak öğrencilere ücretli izin verilir. Mevsime göre özellik arz eden mesleklerde teorik ve pratik eğitim belirli aylarda bloklaştırılmış olarak yapılabilir (m.12/1). Aday çırak ve çıraklar izin olarak ise işletmelerce her yıl tatil aylarında bir ay ücretli izin verilir. Okul müdürlüğünün görüşü alınarak bir aya kadarda ücretsiz izin alabilirler(m.26).

Çıraklık sözleşmesi yapılmadan çıraklar çalıştırılamaz. Aday çırağı ve çırağı çalıştırmaya başlamadan önce velisi veya vasisi veya reşit ise kendisi ile yazılı çıraklık sözleşmesi yapmak zorundadır. Çıraklık sözleşmesi; çırağın sözleşme süresi içinde reşit olması halinde, çırağın rızasıyla, işyeri sahibinin değişmesi halinde yeni işyeri sahibi aynı mesleği sürdürüyorsa ve rızasıyla deva eder, aynı mesleği sürdürmüyorsa sözleşmenin feshedilmesi gerekir (m.13). Uygulamada çıraklık adı altında çalışan çocuk işçilerle imzalanan çıraklık sözleşmesi Yargıtay yerleşik içtihatları gereği gerek işçilik alacakları gerekse hizmet tespiti davalarında fiilini çalışmaya dayalı işçi olarak kabul edilmiştir. Yargıtay 10. HD. 2015/ 2020 E. ve 2015 / 6307 K. Sayılı 02.04.2015 tarihli kararında “Taraflar arasında Çıraklık Sözleşmesinin düzenlenmemiş olması, yargılama aşamasında bilgi ve görgüsüne başvurulan davacı ve komşu işyeri tanıklarının davacının üretime yönelik işçi gibi çalıştığı yönündeki aydınlatıcı ve net anlatımları ve davacının aynı dönemde Mesleki Eğitim Merkezi’nde çıraklık eğitimi görmesinin davalı N.. F.. yanında üretime yönelik çalışmasına engel olmayacağı gerçeği karşısında hizmet akdiyle uzun vadeli sigorta kollarına tabi çalışma olgusunun kanıtlandığı belirgindir.”(https://www.sinerjimevzuat.com.tr/index.jsf?dswid=-8615# – E.T. 10.07.2019) ve Yargıtay 9. HD. 2007/ 12812 E. ve 2008 / 7878 K. Sayılı 08.04.2005 “Oysa ki burada Mahkemece araştırılması gereken önemli husus davacının yaşı ve becerisi dikkate alınarak diğer çalışan işçiler düzeyinde ve niteliğinde üretime emsali işçi kadar katkıda bulunup bulunmadığı, çalışmasının eğitim gören bir öğrenci düzeyinde mi yoksa tam üretime katılan ortalama bir işçi düzeyinde mi bulunduğunun ayrımına girilmesi gerektiği olmalıdır. Bu irdeleme yapılmaksızın yapılan işin niteliği, ne tür bir beceri ve tecrübe gerektirdiği, mevcut hali ile davacının da üretime nasıl bir katkıda bulunduğu hususları tanıklara açıklattırılmadan tamamen soyut ifadelere dayanılarak birlikte çalıştık ifadesinden yola çıkılarak davacıyı işçi olarak nitelendirerek tüm dönemin kıdem tazminatı ve diğer  isteklerinin değerlendirildiği anlaşılmaktadır.” (https://www.sinerjimevzuat.com.tr/index.jsf?dswid=-8615# -E.T. 10.07.2019) içtihatları gereği de gerek hizmet tespitinde gerekse işçilik alacaklarında çırakların fiili olarak işçi statüsünde çalışıp çalışmadığını araştırmaktadır.

Sonuç olarak 3038 Sayılı Mesleki Eğitim Kanunu hükümleri açık olmasına rağmen uygulama da aday çırak ve çıraklar çocuk işçi statüsünde çalıştırılmaktadır. Bu durumun asıl sebebiyse denetimlerin yeterince yapılmamasıdır. Hatta eski adıyla Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca 2018 yılı Çocuk İşçiliği ile Mücadele yılı olarak ilan edilmiştir. Ancak iş bu yıl hazırlanan rapor, sempozyum ve akademik çalışmalardan öteye gidememiş; sokakta, sanayide, tarımda, turizmde ve diğer sektörlerde çalışan asıl öznelerine ulaşamaması ilan edilen yılın samimiyetsizliğini ortaya koymuştur.

Son söz olarak çalışmamı ithaf ettiğim İqbal Mesih’in de ifade ettiği üzere  “Çocukların köle gibi çalıştırılmasını Amerika isteyebilir, çokuluslu şirketler de isteyebilir; yoksulluk içerisinde kıvranan ve yoksulluklarını biraz olsun dindirmenin çaresi olarak çocuklarını çalıştırmak zorunda kalan ailelerde isteyebilir. Nihayet, kim isterse istesin, bugün için dünyada milyonlarca çocuk, büyük oranda yoksullaşmanın yarattığı dayatmalara bağlı olarak fabrikalarda, sanayide, bahçelerde ve sokaklarda çalışmaktadırlar.”(GÜN, s.121).

Görün ve ses çıkartın (!)  

Av. Sinan DERMAN

Toplumsal Hukukçu

Çocuk Alanında Çalışan Avukatlar Ağı Üyesi (ÇAÇAv)

KAYNAKÇA

AKYÜZ, Emine; Çocuk Hukuku, Pegem Akademi, 2016, Ankara.

GÜN, Servet; Çocuk: İşçi, Yoksul, Göçmen- İktisadi ve Politik Bir Analiz, Notabene, 2017, İstanbul.


(1) “Iqbal Masih, 1982 yılında Lahor’un çevresindeki bir sanayi şehri olan Muridke’de doğmuştur.  Ailesinin borçların kapanması için esir olarak çalışmaya gönderilmiştir. 27 kg ağırlığına 1,21 metre boyuna düşen Iqbal, haftanın yedi günü, günde yarım saat mola ile 14 saat çalıştırılmıştır. Iqbal 10 yaşında, Pakistan Yüce Mahkemesinin esir çalıştırmanın yasak olduğunu ilan ettiğini öğrendikten sonra çalıştırıldığı yerden kaçmış ve buna rağmen polis tarafından yakalanarak ve çalıştığı yere geri gönderilmiş; polis tarafından kaçmaması için bağlanması önerilmiştir. Yeniden kaçarak Pakistan Esir Emekçiler Kurtuluş Cephesi’ne katılmıştır. Tüm dünyada çocuk işçileriyle ilgili konuşmalar yapmıştır. 16 Nisan 1995’te ABD dönüşü suikaste uğramış, vuran kişinin esir işçi çalıştıran bir çiftçi olduğu iddia edilmiştir.” (https://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0kbal_Mesih ) (Erişim Tarihi:15.07.2019)