DİSK Başkanı Çerkezoğlu’na Cumhurbaşkanına Hakaret Suçundan Beraat

Cumhurbaşkanına Hakaret suçlamasıyla Arzu Çerkezoğlu hakkında açılan davada Diyarbakır 8. Asliye Ceza Mahkemesi, Çerkezoğlu’nun ifadelerinin düşünceyi açıklama hürriyeti kapsamında olduğu, ağır eleştiri niteliğinde kaldığına değinerek beraat kararı verdi

DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu’na konfederasyonun genel sekreterlik görevini yürüttüğü dönemde Diyarbakır’da katıldığı bir basın açıklamasıdan kullandığı ifadeler nedeniyle hakkında açılan davada mahkeme düşünce özgürlüğünün önemine vurgu yaptı.

“Diktatör heveslisi, savaş çığırtkanı, cihatçı çetelerin baş destekçisi Tayyip Erdoğan”

2015 yılında Diyarbakır’da “Bu ateş herkesi yakar, yaşatırken öldürmek istemiyoruz” konulu basın açıklaması sırasında Çerkezoğlu’nun “Bu savaşın bir tarafında da diktatör heveslisi her türlü baskı, yağma ve talan politikalarının uygulayıcısı IŞİD başta olmak üzere, tüm cihatçı çetelerin baş destekçisi savaş çığırtkanı Tayyip Erdoğan ve onun çetesi ve onun iktidarı var, bu savaşın bir tarafın da ise bizler varız.” ifadeleri sebebiyle hakkında Cumhurbaşkanına Hakaret suçlaması ile  2018 yılında dava açılmıştı.

Açılanan davanın görüldüğü Diyarbakır 8. Asliye Ceza Mahkemesi geçtiğimiz aylarda Çerkezoğlu hakkında emsal bir karar verdi. Mahkeme kararında düşünce özgürlüğünün koruma altına alındığına şu ifadelerle yer verdi:

Türkiye Cumhuriyeti tarafından kabul edilen ve mevcut yasalara nazaran üst norm niteliğinde bulunan AİHS’in 10.maddesinde ifade özgürlüğü koruma altına alınmıştır.

Demokratik bir ülkede düşünce özgürlüğünün mutlak sınırları belirlenmiş, bu sınırlar hakaret ve şiddet olarak gösterilmiştir.

Düşünce özgürlüğü bir olayda hakaret veya kasten yaralamaya dönüştüğünde düşünce özgürlüğünden bahsedilemez.

Eleştiri Demokratik Toplumların Vazgeçilmezidir

Mahkemece verilen beraat kararının sonuç bölümünde ise; siyasetçilere yöneltilen eleştirilerin sınırlarının daha geniş olduğuna, söylenen sözlerin hoş olmamasına rağmen doğrudan sövme niteliğinde hakaret içermediğinden dolayı Çerkezoğlu’nun beraatine karar verildi. Kararın sonuç bölümü şöyle;

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin yerleşik kararlarının bir siyasetçiye siyasetçi olması dolayısıyla yöneltilen eleştirinin sınırları sıradan bir kişiye yöneltilen eleştiri sınırlarından daha geniş olduğu, siyasetçinin normal vatandaşa göre daha fazla hoş görülü olduğu ayrıcalıklı hak ve yetkilerin yanında siyasetçilere aynı orantılı olarak önemli ve geniş sorumlulukların yüklenmiş olması, bu sorumluluklar çerçevesinde yapılan kırıcı, rahatsız edici bilgi ve düşüncelerin ifade edilebileceği, bunların demokratik toplumların vazgeçilmezi olan hoşgörü ve açık fikirliliğin gerekleri olup sözlerin eleştirisel nitelikte olduğu, hakaret kastı taşımadığı, söylenen sözlere siyasetçilerin katlanması gerektiği belirtilmiştir.

Sanık savunmasında eleştiri hakkını kullandığını beyan edip hakaret kastının bulunmadığını belirtmiş olması, hakaret kastı ile hareket ettiğinin kesin olarak tespit edilememesi, söylenen sözlerin hoş olmamasına rağmen doğrudan doğruya sövme niteliğinde hakaret içermemesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 90.maddesine göre kanunla kabul edilip iç hukuk sistemimize dahil olan ve üst norm niteliğindeki Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 10.maddesinde belirtilen düşünce ve düşünceyi açıklama hürriyeti kapsamında olduğu, söylenen sözlerin ağır eleştiri niteliğinde kaldığı anlaşıldığından sanığın beraatine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerektiği kanaatine varılmıştır.

Mahkeme kararının tam metnini indirmek/okumak için tıklayınız.

toplumsalhukuk