Reyhanlı Katliamı Davası’nda katliam sorumlusu Emniyet davaya müdahil oldu!

11 mayıs 2013 günü gerçekleşen ve 52 kişinin öldüğü, 156 kişinin yaralandığı Reyhanlı Katliamı Davası’nda sona gelindi. Geçtiğimiz duruşmada Cumhuriyet Savcısı’nın mütalaası sonrası bu duruşma da taraflar mütalaaya karşı beyanlarını sundu. Katliamda sorumluluğu bulunan Emniyet Genel Müdürlüğü davaya katılma talebinde bulundu mahkeme bu talebi kabul etti. Bir kısım sanık müdafii mazeret bildirdiği için duruşma 22 Kasım saat 13.00’a ertelendi

Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde katliamdan 3 gün önce ayrıntılı bir biçimde bir patlama gerçekleştirileceği, patlamayı kimin gerçekleştireceği, kimlerin organize ettiği, patlamada kullanılan araçların plakaları ve konumları 155‘e gelen ihbarla bildirilmiş akabinde araçlar ve kişiler teknik takibe alınmış ancak katliam öncesi araçlara ve kişilere müdahale edilmemiş neticede 11 Mayıs 2013 günü Reyhanlı Katliamı meydana gelmişti.

Sonrasında Adana‘da başlayan katliam yargılaması, önce Hatay‘a son olarak da güvenlik gerekçesiyle Ankara‘ya nakledilmişti. 3.5 yıldır devam eden duruşmalar esnasında hem mağdur-müştekiler ile vekilleri hem sanıklar ve müdafiileri kamu görevlilerinin katliamdaki sorumluluklarının araştırılmasını istemiş ancak bu talepler araştırılmaksızın, reddedilmişti. Devam eden yargılamalar sonrası firari sanıkların hiçbiri yakalanamadı.

C. Savcısı 3 sanığın beraatini diğerlerinin cezalandırılmasıni istedi

Geçtiğimiz duruşmada eksik mağdur-müşteki ifadelerinin tamamlanmasının ardından dosyada hiçbir hususu araştırmayan savcılık, araştırılacak husus kalmadığından bahisle mütalasını sunmuştu. Cumhuriyet Savcısı mütalaasında 3 sanığın beraatine karar verilmesini, diğerlerinin ise cezalandırılmasını istemişti.

Bugün (29 Eylül) görülen duruşmada mağdur-müşteki vekilleri son beyanlarını, sanık ve müdafiileri ise son savunmalarını sundu. Duruşmada ayrıca Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM) davaya katılma talebinde bulundu. EGM’nin katılma talebi kabul edildi. Mağdur- Müşteki avukatları bu duruma tepki gösterdi.

“Aradan geçen zamana rağmen mütalaa iddianamenin ötesine geçmedi”

Duruşmada mağdur-müşteki avukatlarından ilk olarak Av. Aslıhan Aksoy Arıkan söz aldı. Arıkan beyanlarında şunları söyledi:

Biz bu katliamı azmettirenlerin, yönlendirenlerin araştırılmasını davanın başından beri talep ediyoruz ancak bu taleplerimiz her duruşmada reddedildi. Bugün mütalaaya baktığımızda iddianamenin ötesine geçmediğini görüyoruz. Yargılamanın başladığı 3 yılın ardından yargılama esnasında kamu görevlilerinin katliamda ihmali ortaya çıktı hatta bir kısım kamu görevlileri hakkında Hatay’da dava dahi açıldı, ancak bu katliamın aydınlatılması ve karanlık noktaların aydınlatılması için tevsi-i tahkikat taleplerimiz oldu ama bunlar her zaman reddedildi.

Davanın iddianamesini tanzim eden Özcan Şişman’ın tutuklu yargılandığı davada Reyhanlı ile ilgili kamu görevlileri ile ilgili onların bu katliamda sorumluluğu ve ihmali olduğunu gösteren ifadeleri sonrası dinlenilmesini istedik, mahkemeniz öncelikle bu meseleye önem gösterdi fakat sonrasında bu talebimizi ne olduysa reddetti. Temsil ettiğimiz ailelerin talebi davanın bir an önce bitmesi ve katliama neden olanların cezalandırılmasıdır. Biz de buna bağlı olarak katliam faillerinin cezalandırılmasını ve kamu görevlilerin sorumluğunun ortaya konmasını talep ediyoruz.

Emniyet Genel Müdürlüğü’nün katılma talebinin kabul edilmesine tepki

Avukat Arıkan’ın ardından söz alan mağdur-müşteki avukatlarından Av. Sevinç Hocaoğulları kamu görevlilerinin yargılanması bu yargılamanın yarım bir yargılama olduğunu, katliamda sorumluluğu bulunan EGM’nin katılma talebinin kabul edilmesine tepki göstererek şunları söyledi:

Geçtiğimiz duruşma aileler mütalaa sonrası sevindiler çünkü 3.5 yıldır acılarını hafifletecek bir karar bekliyorlar. Bu yüzden mütalaa sonrası savcıya teşekkür ettiler ve alkışlarla salondan ayrıldılar. Ayrılırken çevik kuvvet tarafından tartaklanarak adliye dışına atıldılar. Ne yazık ki bugünkü beyanlarımız daha önceki beyanlarımızın tekrarı niteliğinde olacak. Bu katliamda Emniyet Genel Müdürlüğü bu dosyada az önce katılma talebinde bulundu ve mahkemece kabul edildi ama EGM bu katliamda sorumludur. EGM’nin personeli bu katliamdan doğru sorumluğu olduğundan Hatay 7. Asliye Ceza Mahkemesi’nde yargılanmaktadır. Bu dosyada da bir karar çıkmadı 10. Ayda bu dosyanın da duruşması var. Bu iki dosyanın hem biz hem Hatay Mahkemesi birleştirilmesini istedi ancak mahkemeniz bu taleplerimizi reddetti.

Sonrasında katliamın iddianemsini düzenleyen savcı Özcan Şişman kendi yargılandığı davanın duruşmalarında katliamda kendisinin ve emniyet görevlilerinin nasıl sorumluluğu olduğunu anlattı ancak Şişman’ın bu dosyadaki ifadeleri de dosyaya dahil edilmedi, Şişman’ın dinlenilmesi taleplerimiz de reddedildi.

Bu dosyada önemli bir yere sahip olan firari sanık Heysem Topalca ile ilgili de bir çok şey dosyada açığa çıktı. Öğrendik ki Topalca katliam öncesi-sonrası yüzlerce kez sınırdan resmi giriş çıkış yapmış ama yakalanmamış. Savcı Şişman bu şahsın MİT görevlisi olduğuna dair ifadesi var. Bunun araştırılmasını istedik ama amhkemeniz bu hususu araştırmadı burdaki karanlık husus açığa çıkarılmadı.

Bu katliam göz göre göre gelmiş bir katliamdır. Yargılama esnasında bu katliamda kamu görevlilerinin sorumluluğu açık bir biçimde ortaya çıkmış ve yeterli şüphe varken mahkemeniz kamu görevlileri ile ilgili hiçbir hususu araştırmamıştır. Bu anlamda yargılama eksik ve yarım devam etmiş ve bu haliyle sona yaklaşmıştır. Bu durumu kabul etmediğimizi kamu görevlilerinin de bu dosyada yargılanmaları gerektiğini bir kez daha ifade ediyoruz.

“Biz eline kan bulaşmış herkesin cezalandırılmasını istiyoruz”

Avukat Hocaoğulları’nın ardından mağdur-müştekileri temsilen söz alan Av. Özay Arıkan iddianame savcısı Özcan Şişman “ben ihaneti gördüm, ihaneti Reyhanlı’da gördüm.” demişti ama bunun üzerine gidilmedi, araştırılmadı. Bu ihanet neydi? Ne görmüştü? diyerek şunları söyledi:

Yaklaşık 4 yıl 4 ay önce Reyhanlı Katliamı ailelerinin tek bir isteği vardı gerçeklerin ortaya çıkarılması, eline kan bulaşmış kim varsa cezalandırılması idi. Hem bizlerin hem sanık müdafiilerinin davanın başından beri kamu görevlilerinin sorumluğunun araıştırılması istendi ancak mahkeme bu talepleri reddetti. Burada yargılanan sanıklar alt işveren, taşerondur. Asıl işverenler yargılanmamaktadır. Bunların kim olduğu da araştırılmamıştır. Dosyanın iddianame savcısı Özcan Şişman “ben ihaneti gördüm, ihaneti Reyhanlı’da gördüm.” demişti ama bunun üzerine gidilmedi, araştırılmadı. Bu ihanet neydi? Ne görmüştü? Bunların bu yargılama esnasında ortaya çıkarılması gerekiyordu ama taleplerimize rağmen araştırılmadı. Biz eline kan bulaşmış herkesin cezalandırılmasını istiyoruz.

Mağdur-müşteki avukatlarının beyanlarının tamamlanmasının ardından söz alan EGM vekili “Biz iddianamede araçlarımızda ve kurum binalarımızda meydana gelen zarar ve hasarlardan dolayı katılma talebinde bulunduk.” dedi.

Reyhanlı aileleri adına konuşan Ahmet Tuna: “Bu tiyatro bu yargılama bitsin adalet istiyoruz!”

Son olarak katliamda hayatını kaybedenlerin yakınları tarafından kurulan “Reyhanlı 11 Mayıs Şehitler Derneği” Başkanı ve aynı katliamda oğlu Oğulcan Tuna’yı kaybeden Ahmet Tuna söz alarak adalet istediklerini ifade ederek şunları söyledi:

Biz 4 yıldır adalet arıyoruz, acımız dinsin istiyoruz. Bizi 11 Mayıs’ta katlettiler. Bu bir utançtır. Bunu yapanlar insan olamaz. Biz şehit aileleri olarak 4 yıldır bu davanın peşindeyiz. Acaba bir tiyatro mu oynanıyor diye düşündük ama ne olduysa bu tiyatronun, yargılamanın bitmesi gerekiyor artık. Biz bu katliamda eline, aldığı nefese katliam sorumluluğu bulaşan kim varsa cezalandırılsın istiyoruz. Tahliye olanların da bu katliamda sorumluluğu vardır. Biz yargısız infaz olsun istemiyoruz. Adil bir yargılanma olsun 52 kişinin katilleri hesap versin istiyoruz. Adana’da sigara kaçakçılığı diyen sanıklar, Hatay’da mazot kaçakçılığı, Ankara’da eroin kaçakçılığı diyen sanıklar gerçekleri anlatmamışlardır. Bu katliamda sorumlulukları vardır ve cezalandırılmaları gerekiyor. Sayın savcım, hakimim biz size güveniyoruz ve gerçek adaleti bekliyoruz.

Mağdur-müşteki vekillerinin ve  bir kısım mağdur-müştekilerin beyanlarının tamamlanmasının ardından bir kısım sanık ve müdafiileri son savunmalarını yaptı. Ardından mahkeme davada bir kısım sanık müdafii mazeret bildirdiği için duruşmayı 22 Kasım 2017 günü saat 13.00’a erteledi.

Cumhuriyet Savcı mütalaasında kimler hakkında hangi cezayı istemişti?

Cumhuriyet Savcısı 7 Temmuz tarihinde yapılan duruşmada şu hususları;

1- Firari sanıklar Mihraç Ural, Ömer El Hatip, Muhammet Dip Korali, Yusuf Nazik, Cengiz Sertel, Ercan Bayat, Temir Dükancı ve Aykan Hamurcu‘nun yakalanamaması nedeniyle bu kişiler yönünden dosyanın ayrılmasını,

2- Savcı sanıklardan Muhammet Gümüş, İnan Köseoğlu ve Mahmut Alper Düzgün’ün BERAATİNİ,

3- İskender Şahin, Nebil Kabasakal, Ali Ekşi, Ferdi Gazel, İsmail Gürbüz, Umut Düzel, Hacet Sat, Ali Düzel, Muhmamet Ali Sertel, Süleyman Okur, Yıldıray Çetin ve Aykan Hamurcu‘nun patlamayı icra eden sanıkların terör örgütü üyesi olduğunu bildikleri, patlama ve öncesi sonrası patlamayı icra eden sanıklara yardım etmeleri sebebiyle terör örgütüne üye olma ve suçu ve suçluyu kayırma suçlarından cezalandırılmalarını,

4- İlhan Küçükdüveyki ve Mehmet Gümüşlü‘nün örgüte dahil olmamakla birlikte, patlamayı planlayıp organize eden sanıklarla görüştüğü, onların terör örgütü üyesi olduklarını bildikleri, fiilerinin bomba yüklenen araçlara zula yapmak olduğu bu araçların suç için kullanacaklarını bildikleri bu sebeple; örgüt içerisinde yer almaksızın örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan cezalandırılmalarını,

5- Nasır Eskiocak, Mehmet Genç, Yusuf Büyükkasım, Ahmet Mansuroğlu, Doğan Özdemir, Süleyman Evet, Ergin Ördek, Fikret Nazik ve Mehmet Kılıç‘ın ise patlamayı planlayıp organize ettikleri ve gerçekleştirdiklerinden dolayı; 52 defa kasten öldürme (TCK 82/1 A-C), 156 defa kasten öldürmeye teşebbüs (TCK 82/1 a-c-e) suçlarından ayrıca devletin birliği bozmak ve egemenliğini zayıflatmaktan(TCK 302/1 ve TMK 5), patlayıcı madde temin etmek, bulundurmak, nakletmek (TCK 174/1-2) ve gerçek ve tüzel kişiliği bulunanların taşınır, taşınmaz mallarına zarar vermekten mağdur sayısınca cezalandırılmalarını,

mütalaa etmişti.

Reyhanlı katliamına ilişkin kısa bir hatırlatma: Katliam engellenebilirdi!

Reyhanlı Katliamı’nın ardından pek çok katliam gerçekleşti. Devletin sorumluluğunun olduğu katliamların sürekliliği, katliamların yaşanmasına olanak sağlayan gerçeklerin sıradanlaşmasına neden olabiliyor.

Bu nedenle üç buçuk yılın ardından Katliama/Katliam davasına dair kısa bir hatırlatma yapmak unutmamak/unutturmamak için zorunlu:

Katliamı önleme yetkisi/görevi/olanağı olanlar katliamdan en az üç gün önce Katliamı önlemeyi sağlayacak bilgilere sahipti:

08.05.2013 günü saat 16.00 sularında Hatay Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’ne bombalama olayı ile ilgili bir yapılan telefon ihbarında:

Temir Dükancı isimli şahsın 09.05.2013 günü tahminen 22.00 – 24.00 saatleri arası, Yayladağı Sınır Kapısı’ndan giriş yapacağı, Tamir Dükancı’yı, Yusuf Nazik veya Nasır Eskiocak isimli şahısların gelip alacağı ve daha önceden bombalama eylemi için hazırlanan araçların olduğu yere götüreceği, Bombalı saldırıda kullanılmak üzere daha önceden 2 adet transit minibüs alındığı, bu araçlara Harbiye’de Mehmet Gümüşlü isimli kaportacıda gizli bölmeler yapıldığı, araçların şuan Harbiye’de olduğu ancak tam yerini bilemediği

belirtilmişti.

İhbarın ardından, Özcan Şişman’ın talimatıyla başlatılan soruşturmada ihbarda adı geçen kişilere yönelik teknik ve fiziki takip başlatılmıştır.  Nitekim ihbardaki gibi Temir Dükkancı Suriye’den Türkiye’ye gelmiş, hakkında fiziki ve teknik takip tedbiri uygulanmaktayken 10.05.2013 günü bomba düzeneklerini hazırlamıştı.

Ardından MİT’in 10.05.2013 tarihli bilgi notu 19.35 sıralarında Hatay Emniyetine ulaştırılmıştı.

Bilgi notunda Emniyet Genel Müdürlüğü’nün 8 Mayıs’taki ihbara dair 9 Mayıs tarihli yazısı da ilgi yapılarak; Mehmet Genç’in adına 06 AH 6072 plakalı 2004 model aytozu gri renk Ford transit kombi 280 S marka mimibüsün 25.04.2013’te ayrıca 31 ARS 83 plakalı 2007 model buz beyaz renk Ford transit 300 S marka minibüsün ise 24.09.2013’te Hatay’da tescil ettirildiği” bu araçların 8 Mayıs tarihli ihbara konu bombalı eylemde kullanılması planlanan araçlar olabileceğinin mütalaa edildiği belirtilmişti.

Katliamın ardından Emniyet Genel Müdürlüğü makamına yükselen 15 Temmuz sonrası Merkez Valisi yapılan Celallettin Lekesiz 8 Mayıs 2013 tarihli ihbardan katliamdan bir gün önce, 10 Mayıs’ta yapılan asayiş toplantısında haberdar olmuştu.

Bütün bu bilgilere, teknik ve fiziki takibe rağmen plakaları bilinen iki araç 11 Mayıs 2013 tarihinde Reyhanlı İlçe Emniyet Müdürlüğü’nün önünden geçirilerek park edildi ve katliam gerçekleştirildi.

Özcan Şişman tarafından hazırlanan Katliam iddianamesinde “tüm çalışmalara ve önlemlere rağmen” bombalı saldırının gerçekleştiği ifade edildi.

Reyhanlı Katliamı’nın hukuksal sürecine ilişkin ayrıntılı bilgi için Halkevleri Hukuk Dairesi tarafından hazırlanan raporu okumak için tıklayınız.

toplumsalhukuk