Sömürünün yeni adı: Kıdem Tazminatı Fonu-Av. Sinan Derman

Kıdem tazminatı hukukumuza 3008 Sayılı İş Kanunu ile girmiş olan bir tazminat türüdür. 1475 Sayılı İş Kanunun halen yürürlükte olan m.14’de düzenlenen en az bir yıl kıdemini dolduran ve belirli nedenlerle iş sözleşmesi sona eren işçilere veya ölüm halinde mirasçılarına işverence ödenen tazminattır. 4857 Sayılı İş Kanunu ile birlikte kıdem tazminatı yerini kıdem tazminatı fonuna bırakmış ancak ilgili fon yürürlüğe girmemiştir (Geçici m.6). Genel olarak uzun yıllardır tartışılan fon, işçi sendikalarının (DİSK ve TÜRK-İŞ) genel grev söylemi ile rafa kaldırılmışsa da hükümetin eylem planına bu yıl yeniden dahil edilmiştir. Hükümetin fona ilişkin düzenlemeyi 16 Nisan 2017 referandumu sonrasına bırakması açıkça işçi sendikalarından gelebilecek tepkileri azaltmak ve evet oylarını azaltmama çabası olarak değerlendirilebilir.

Kıdem tazminatı işçilerin bir kazanımıdır ve iş güvencesidir

Kıdem tazminatı işçilerin bir kazanımıdır ve iş güvencesidir. Bu nedenle fonla birlikte kaldırılması planlanan tazminatın güvencesiz ve elde edilen kazanımı geriye götüreceği hem tarihsel süreç incelendiğinde hem de ortaya koyulan önceki fon tasarılarıyla sabittir. Örneğin, 12 Eylül darbesi sonrasından çıkartılan kıdem tazminatı tavanı uygulaması kanunu bunlardan biridir.

Hükümetin genel politikası haline gelen güvencesiz çalışma hayatı, fonla birlikte işverenin işten çıkarma maliyetlerini azaltmaya yöneliktir. Bu aşamada hükümet sözcülerinin fonun getirmesinde işçilerin tazminatlarını alamadığı argümanını öne sürmeleri gerçekle örtüşmediği gibi hukuksuzluğa da çözüm olmamaktadır. İşçilerin çoğu en son yol olarak dava açmaları halinde tazminatlarını almaktadırlar. İşçilerin dava yoluyla almaya çalıştıkları tazminatlarını hukuk yoluyla kolaylaştırmak yerine tazminatı doğrudan ortadan kaldırmak güvencesizliği getirmektedir. Hükümetin fon getirme amacı fiili durumları hukuki duruma çevirme kaygılarının bir sonucudur.

Kıdem tazminatı fonu sendikalaşmayı da tamamen ortadan kaldıracaktır

Kıdem tazminatı fonuyla birlikte işverenlerce kolayca işçilerin iş sözleşmeleri sona erdirilebilecektir. Böylece işten çıkarılmalar kolaylaşacak ve bu durumun en önemli yansıması ise hali hazırda dahi oluşamayan sendikalaşmayı da tamamen ortadan kaldıracaktır.

Kıdem tazminatı fonu, işçiler açısından güvenceli çalışmayı ortadan kaldırır

Kıdem tazminatı fonuyla birlikte kayıt dışılığı ve işçilerin sürekli olarak giriş-çıkış yapılmasını engelleneceği belirtilse de işverenin kolayca işten çıkarabileceği işçileri için böyle bir hukuksuzluğa başvurmasına gerek kalmayacaktır. Mevcut durumda işverenlerce giriş-çıkış yapılarak ortaya çıkan hukuksuzluklar dava yoluyla elde edilebilirdir. Kayıt dışılıkla mücadele etkin idari ve hukuki denetimler ve yaptırımlarla gerçekleştirilir. Bunun yerini fona bırakmak işçiler açısından kazanılmış güvenceli çalışmayı ortadan kaldırır.

Kıdem tazminatı yalnızca işçinin haksız yere iş akidinin sona ermesinde ödenen bir tazminat değildir. Belirli özel durumlarda işçinin güvencesi haline gelen bir tazminat türüdür. Mevcut durumda askerlik hizmeti dolayısıyla, kadınların evlenmelerinde, emeklilik halinde işçinin kendi isteğiyle iş akdine son vermesi durumunda da ödenen bir tazminattır. Önceki tasarılar incelendiğinde fonla birlikte bu durumlar hiçe sayılarak güvencesiz çalışma zemini oluşturulmuştur.

Fonlar bugüne kadar yağma aracı olarak kullanılmıştır

Geçmiş dönemlerde oluşturulan fonlar incelendiğinde ise fonların ad olarak kaldığı ve bir yağma aracı olarak kullanıldığı görülecektir. Örneğin, Zorunlu Tasarrufu Teşvik Fonu, Konut Edindirme Yardımı Hesapları, İşsizlik Fonu gibi kurulan fonların çoğu şuan batık durumdadır. İşsizlik Fonu özelinde yapılan incelemelerde işverenlerin kasasına 50 milyon liraya yakın kaynak aktarılmıştır (DİSK).

Güvenceli çalışmayı destekleyen kıdem tazminatı düzenlemesine ihtiyaç olduğu açıktır

Hükümetin fona ilişkin çalışmaları ve taslakları işçileri koruma amacı yönelikse fon gibi karmaşık ve geçmişi sıkıntılı kurumlar kurmak yerine güvenceli çalışmayı destekleyen ve hukuki alt yapısını genişletici bir kıdem tazminatı düzenlemesine ihtiyaç olduğu açıktır. Bu kapsamda 4857 Sayılı İş Kanunu yeniden kıdem tazminatı yönünden yeniden düzenlenerek bir yılın altında çalışanlarında kıdem tazminatı alma hakkı verilebilir. Bu düzenleme ile birlikte fonun bir günlük çalışmaya dahi tazminat ödeneceği minvalinde argümanı da çürütülmüş olacaktır. Bununla birlikte 12 Eylül Askeri Darbesi ürünlerinden biri olan kıdem tazminatı tavanının da kaldırılması gerekmektedir.

Türkiye’de iş güvencesi olmadan çalışan milyonlarca işçinin kıdem tazminatlarının da elinden alınması kabul edilemez. Bu nedenle kıdem tazminatı ve iş güvenceleri ortadan kaldırılamaz!

 Av. Sinan DERMAN, İstanbul Barosu