Söyleşi | İÜ Hukuk öğrencisi trans kadın Efruz’dan cinsiyet uyum ameliyatı için destek çağrısı (Sendika.Org)

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencisi trans kadın Efruz ile, hem yaşadığı süreci hem de cinsiyet uyum ameliyatı için sosyal medyadan başlattığı destek çağrısını konuştuk. Efruz, Türkiye’de açık kimlikli avukatlık mesleğini icra eden ilk trans olmak istediğini söyledi

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencisi Efruz, Türkiye’de açık kimlikli avukatlık mesleğini icra eden ilk trans olmak istediğini belirterek, gogetfunding.com isimli bağış sitesi üzerinden bir kampanya başlattı.

Kampanya metninde de açık kimlikli transların hayatlarının her döneminde yaşadıkları sorunları dile getiren Efruz ile hem kendi sürecini hem benzer süreçleri yaşayabilecek trans bireylere mesajını hem de kampanyanın detaylarını konuştuk.

“ÇOCUKKEN BİR KADIN OLDUĞUMU DÜŞÜNÜR ÖYLE YAŞAMAYA ÇALIŞIRDIM”

Öncelikle merhaba beyanın trans kadın ve sürecinin devamında ameliyat olmak istiyorsun. Bunun için sosyal medya aracılığıyla bir kampanya başlattın. Biz de seninle bu süreci konuşmak istedik. İlk olarak yakın gelişmeden başlamak istiyorum. Ameliyat olma sürecine nasıl karar verdin?

Her birimiz sosyal hayat içerisinde kimliklerimizle var oluyoruz. Sahip olduğumuz kimliklerden bazılarını sahipleniyoruz, bazılarını reddediyoruz bazılarını da görmezden geliyoruz. Genel olarak cinsiyet kimliklerimiz üzerine konuşmadığımız kimliklerimiz oluyor. Süreç cis-gender (trans olmayan) heteroseksüel insanlar açısından heteroseksüel olarak dizayn edilmiş bir dünyada yaşadığımız için daha kolay oluyor, üzerine pek fazla düşünmeden hayatlarına rahatlıkla devam edebiliyorlar. Farklı cinsel yönelim veya cinsiyet kimliğine sahip insanlar ise kimliklerini sorgulamak ve kendilerini var etmek için çabalamak zorunda kalıyorlar. Nasıl ki cis-gender heteroseksüel insanlar kendilerini fark ediyorlar ben de aynı şekilde kendimi fark ettim. Çocukken bir kadın olduğumu düşünür öyle yaşamaya çalışırdım. Ne zaman ki insanlar bunun ‘olmaması’ gereken bir şey olduğunu söylediler o zaman kimliğime dair bir bilinç oluşmaya başladı. Hayatıma bu bedende devam etmek istemediğimi biliyordum ve harekete geçtim.

“HERKES TRANSLARIN KOLAY HAYATLAR YAŞAMADIKLARININ FARKINDA”

Biraz daha ayrıntılandırmak istiyorum. Kampanya duyurusunda çocukluğunda, okul hayatın boyunca yaşadığın sıkıntılardan bahsetmişsin. Biraz açmak ister misin neler yaşadın? Nelerle karşılaştın?

Çocuk veya yetişkin olmanız fark etmeksizin eğer transsanız hayata trans olmayanlardan bir adım geride başlıyorsunuz. Henüz 5 yaşındayken ailem beni tedavi ettirmek amacıyla psikiyatriste götürmeye başladı. Biliyorsunuz ki 1990 senesinde Dünya Sağlık Örgütü ‘Trans olmak veya eşcinsel olmak bir hastalık değil var oluş biçimidir’ dedi. Onlarca senedir de birçok alandan birçok bilim insanı bu konuda sayısız makale yayımladı. Ancak maalesef ortalarda hala insanların paralarını ve umutlarını tedavi bahanesiyle sömüren şarlatanlar var. Psikiyatri süreci benim için çok travmatikti. Tüm eğitim hayatım boyunca akranlarımın hem psikolojik hem de fiziksel şiddetine maruz kaldım. Yaşadığım şiddet ve ayrımcılığın üstü ise her zaman el birliğiyle örtüldü. Aslında herkes transların var olduğunun ve kolay hayatlar yaşamadıklarının farkında ancak kimsenin pek de umurunda değil.

Sen bu dönemde aynı zamanda içsel bir süreç yaşadın. Bu duruma dair neler söylemek istersin? Belki bu söyleşiyi okuyan ve benzer süreçler yaşayanlar olacaktır… 

Şiddetin en ağırı insanın kendisine uyguladığı şiddet. Bunu ben de kendime sıkça yaptım. Çünkü bu ayrımcılık ve fobi iktidar eliyle toplum içinde üretiliyor. Ben de bu toplumun bir parçasıyım ve ben de bu durumdan muhakkak ki etkileniyorum. Ne zaman ki ne yanlış ne de yalnız olduğumun farkına vardım o zaman işler çok daha değişti. İnsanın kendisiyle barışık olması kadar hayati bir şey yok. Aksi takdirde hayatınıza daha fazla devam edemez oluyorsunuz.

“BİRLİKTEYKEN ÇOK GÜÇLÜYÜZ VE DURDURULAMAYIZ”

Sadece olumsuz gelişmeler değil bu süreçte seni cesaretlendiren, iyi hissettiren şeyler oldu mu? Olduysa biraz bahsetmek ister misin? 

Yaşanan onca şeyin üzerine düşünmeye başlayınca görüyorsunuz ki temel olarak yaşananlar iki sebebe dayanıyor. Devlet tarafından transların görmezden gelinerek yaşam hakkı gibi en temel haklarının dahi gasp edilmesi ve daha önce belirttiğim gibi iktidar eliyle toplum içinde örgütlenen transfobi. İlk katıldığım onur yürüyüşünden sonra herkesin bunu yaşaması gerektiğini düşündüm ve örgütlenmeye başladım. Onur yürüyüşü benliklerimizi, varoluşumuzu haykırdığımız yan yana gelip nefes aldığımız bir yürüyüş. Biliyorsunuz onur yürüyüşü 2015’ten beri İstanbul Valiliği tarafından ‘toplum hassasiyetleri’ gerekçe gösterilerek hukuksuz bir şekilde yasaklanmaktadır. Bu durum devletin bu işteki rolünü teşhir eden iyi örneklerden biri. Tüm bu yasaklamalara karşın binlerce insan bir araya gelmeye varoluşumuzu haykırmaya devam ediyoruz. Birlikteyken çok güçlüyüz ve durdurulamayız. Bu birliktelik hali insana devam etme ve yaşama gücü veriyor.

Sen de kampanya çağrısında bahsetmişsin. Türkiye’de trans bireylere seks işçiliği dışında bir seçenek sunulmuyor. Bunu aşmak için bireysel, toplumsal vs neler yapılmalı sence? Çünkü sen önünde engeller olsa da mesleğini yapmak isteyen birisin…

Gündüz vakti kamusal alanlarda dolaşan bir transsanız üzerinizdeki inatçı bakışların sonlanmadığını bilirsiniz. Aslında bu şekilde size sürekli bu kamusal alanlara hele ki gündüz vakti ait olmadığınız hatırlatılmakta. Trans kadın gören herkesin aklına gelen ilk şey kesin seks işçisi düşüncesi. Herkes neredeyse her trans kadının seks işçiliği yaptığını biliyor ama sanki bütün trans kadınlar bir kurulda oturup hepimiz seks işçiliği yapalım diye karar almışlar gibi bu durumu bilinçli seçtiklerine karar kılıp üzerine pek de düşünmüyor. Seneler evvel Lambda’nın trans kadınlarla yaptığı bir anket vardı. Anket sonuçlarına göre 10 trans kadından 9’u başka bir iş bulamayacaklarını düşünerek iş aramıyorlar bile. Geri kalan yüzde 10’luk kesimin çabaları da genelde hüsranla sonuçlanıyor. Yakın zamanda vahşice katledilen Hande Kader tercümanlık öğrencisiydi. Fakat ne okuluna devam edebildi ne hayallerindeki işe kavuşabildi. Bir onur yürüyüşü esnasında üstüne saldıran polislere ‘Ölmek istemiyorum, öldürülüyoruz hiçbir yerde gündem dahi olmuyor’ diye bağırmış ve basında kendine yer bulabilmişti. Maalesef Hande’yi bu serzenişinden sonra kaybettik. Bu mesele bireysel çabalarla pek çözülebilecek bir mesele değil. İşveren isek müessesemizde bir trans çalışan kontenjanı belirleyelim, gittiğimiz yerlere ‘Bir transı çalıştırır mıydınız’ diye soralım, tanık olduğumuz şiddete ‘banane’ diyerek göz yummayalım sokakları translar için daha yaşanılır bir yer haline getirmek için çabalayalım. Ama en önemlisi cinsiyet kimliğinin ve cinsel yönelimin anayasada tanınması ve LGBTİ+ları da kapsayan bir nefret suçları ve ayrımcılıkla mücadele yasasının çıkarılması talebini büyüterek bunun için mücadele etmek.

Kampanya sürecine dönmek istiyorum. Hayallerini gerçekleştirmek için bir adım daha atarak ameliyat olmaya karar verdin ve kampanya başlattın. Bu kampanyaya dair ne söylemek istersin?

Her şeye karşın Türkiye’nin bilinen açık kimlikli ilk trans avukatlarından biri olmak istiyorum. Bize sürekli bu şiddet bu ayrımcılıklar seks işçisi olmak sizin kaderiniz deniliyor. Ben bu kaderi kabul etmiyorum. Herkesin desteklerini bekliyorum. Bağışçı olmanız kadar sesim olup metni bulunduğunuz her mecra da yaymanız da benim için son derece önemli.

“ÖRGÜTLENİN, BİR ARAYA GELİN”

Benzer durumda süreçler yaşayan birçok birey var. Sen kamuoyuna da açıklamış oldun bu sürecini. Buradan seninle benzer süreçleri yaşayan, yaşayabilecek, baskı altında da olabilecek kişilere neler söylemek istersin?

İnsan ilk başta tüm bunları yaşayan sadece kendisi sanıyor. Herkesin bilmesini istiyorum ki vardık varız var olacağız, yanlış değiliz yalnız değiliz. Kendinize inanmaktan vazgeçmeyin. Örgütlenin, bir araya gelin. Sessiz kalmak bazen durumları daha da kötüleştirir, susmayın sesiniz daha gür çıksın. Bizi durduramazlar.

Efruz’un cinsiyet uyum ameliyatına destek olmak için tıklayınız!

Söyleşi: Sendika. Org – Gül Gündüz