“Türkiye’de Avukatlar ve Adil Yargılanma Hakkı Saldırı Altında”

İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rıghts Watch/HRW) tarafından 10 Nisan 2019 günü açıklanan “Türkiye’de Avukatlar ve Adil Yargılanma Hakkı Saldırı Altında” başlıklı rapor, ülkemizde giderek ağırlaşan insan hakları ihlallerini ve anti demokratik uygulamaları, bu seferde avukatlar ile adil yargılanma ve savunma hakkı özelinde değerlendiriyor.

15 Temmuz darbe girişiminin ardından ilan edilen OHAL süreci ve devamında oluşan baskı ortamında, avukatların ve savunma hakkının taşıdığı öneme vurgu yapılan raporda; “Avukatların, emniyette gözaltında tutulan şüphelilerin ve mahkemelerde yargılanan sanıkların haklarının korunması bağlamındaki işlevleri hep önemli olmuştur; ne var ki avukatların hukukun üstünlüğü ilkesinin ve insan haklarının korunması bağlamında oynadıkları rol, özellikle de Türkiye’de hali hazırda var olan baskı ortamında, bir o kadar daha aslidir. Gelgelelim, ya da muhtemelen tam da bu nedenle, avukatlar, özellikle de ceza davalarına giren müdafiler de yetkili makamlar tarafından bu raporda gösterildiği şekillerde hedef alınmaktadırlar” görüşüne yer verilmekte.

Raporda; “terörizm tarifinin genişlemesi”, “savunma hakkının zedelenmesi”, “terörle mücadele kapsamında yapılan suç isnatlarının avukatlara karşı amaçları dışında kullanılması” ve “avukatlara misilleme olarak soruşturma ve kovuşturma açılması” başlıklarında, özellikle 2018 yılı Kasım ayı ile 2019 yılı Şubat ayı arasındaki dönemde yapılan araştırma ve görüşmelerin sonuçlarına yer verilmekte.

Rapor, siyasi iktidar kaynaklı ağır baskı ve saldırıları tespit ederken, Türkiye Barolar Birliği (TBB) ve baroların bu süreçteki rollerine dair de kimi tespit ve önerilere yer vermekte. Nitekim raporda; “Bu rapor için görüşülen avukatların tamamı, Türkiye’deki tüm il barolarının katılımıyla oluşan meslek örgütü Türkiye Barolar Birliği’nin, darbe sonrası dönemde, adil yargılanma hakkı ve tüm şüpheli ve sanıkların avukat tutma hakkı gibi ilkeleri güçlü bir şekilde savunmak konusunda isteksiz davrandığını söylediler. Aynı şekilde, baroların ve TBB’nin avukatların haklarını ilkeli ve tarafsız bir şekilde korumak için kurumsal güçlerini ve yetkilerini kullanmakta büyük ölçüde yetersiz kaldıklarını iddia ettiler” tespiti dile getiriliyor. Bu kapsamda rapor, avukatların savunma haklarının ve adil yargılanma hakkının Türkiye hükümeti nezdinde güçlü bir şekilde savunulması yolunda TBB ve barolara çağrı yaparken, barolar nezdinde kurulan Avukat Hakları Merkezleri’nin de güçlendirilmesi ve desteklenmesini öneriyor.

Raporun sonuç bölümünde Türkiye Hükümetine yönelik yer alan tavsiyeler şunlar;

  • Uluslararası Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi’nin (UMSHS) 14. maddesinde, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 5. ve 6. maddelerinde ve Birleşmiş Milletler’in Avukatların Rolüne Dair Temel İlkeler’inde teminat altına alındığı üzere, avukatların mesleki görevlerini etkin bir şekilde icra etmelerine izin verin, bu kapsamda kolluğa ve savcılara Avukatların koruma altındaki rol ve işlevlerini hatırlatın;
  • Avukatları, yargıçları, savcıları ve mahkeme görevlilerini taciz etmek amacıyla haklarında soruşturma veya kovuşturma açmaya, gözaltına almaya ve tutuklamaya derhal son verin; uluslararası adil yargılama standartlarına uygun yargı süreçlerinde suç sayılan özgül bir fiilin işlendiğini gösteren delillerin sunulduğu durumlar dışında, yasaklı gruplarla iltisakı veya irtibatı olmak gibi muğlak ithamlarla isnat edilen suçlamaları düşürün ve gerekli hallerde bu tür suç isnatlarıyla hapiste tutulan kişileri serbest bırakın;
  • Barolara ve avukat derneklerine müdahale etmeye, bunları hedef almaya, bunların üyelerini keyfi olarak gözaltına almaya, tutuklamaya ve haklarında soruşturma veya kovuşturma açmaya derhal son verin;
  • Avukatların mesleki görevlerini icra etme hakları, şüphelilerin avukat tutma hakkı, avukat ile müvekkilin özel ve gizli görüşme yapma hakkı ile ilgili olarak OHAL sırasında KHK ile getirilen ve sonradan yasalaştırılan değişikliklerle bu raporda anılan diğer yasal değişiklikleri yürürlükten kaldırın. Bunlar, özel olarak Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 139/3, 149/2, 151/3, 154/2, 188/1, 216/3, 178 ve 194/4 maddelerinde yapılan değişiklikler ve Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 59. maddesinde yapılmış değişikliklere ilişkindir.
  • Mahkemelerin, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 153/2 maddesi uyarınca, avukatların ceza soruşturması sırasında soruşturma dosyasındaki belgeleri görmesini engelleyen kısıtlama (gizlilik) kararı verdiği durumlarda kolluğun keyfi bir şekilde kullanılabileceğini varsaydığı avukatların gözaltında tutulan şüphelilerle görüşmesini yasaklama yetkisine son verin;
  • Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 151/3 maddesini, hakkında terörle mücadele kapsamındaki suçlardan bir soruşturma yürütülen avukatların belli davalarda müdafilik veya vekalet üstlenmesini bu çeşit bir müdahalenin gerekli olduğunu gösteren özgül gerekçeler sunmadan yasaklamak için kullanmaya son verin;
  • Avukatlar hakkında, kısmen veya tamamen, müdafiliğini veya vekaletini üstlendikleri müvekkiller veya bir avukat olarak görevleri kapsamında icra ettikleri faaliyetler nedeniyle soruşturma veya kovuşturma açma uygulamasına son verin;
  • Avukatları özellikle de kitlesel davalarda terör örgütü üyeliği gibi orantısız suç isnatlarıyla yargılamaya son verin;
  • Terörle mücadele kapsamındaki suç isnatlarının, özellikle de Türk Ceza Kanunu’nun 314. maddesinde düzenlenen “terör örgütü üyeliği” suçunun keyfi ve tacizkâr bir biçimde kullanılmasına son verin;
  • BM Hakimler ve Avukatlar özel raportörünün ilettiği ülke ziyareti yapma talebini derhal kabul edin.

Aynı raporda Türkiye Barolar Birliği ve İl Barolarına yönelik şu önerilerde bulunuluyor;

  • Yukarıdaki tavsiyeleri ve Türkiye’nin avukatın rolü ve adil yargılama ile ilgili uluslararası standartlara uymasını Türkiye hükümeti nezdinde güçlü bir şekilde savunun;
  • Savcılık ve kolluk yetkililerine, avukatlara karşı şiddet, korkutma ve tacize tolerans gösterilmeyeceği yönünde güçlü bir mesaj verin;
  • Görüşleri, nitelikleri veya kendilerine isnat edilen suçlar ne olursa olsun, tüm şüphelilerin etkin savunma haklarını kamuoyu önünde savunun;
  • Hükümetin ve yetkililerin, bir şüphelinin müdafiliğini veya vekaletini üstlenmiş hiçbir avukatın müvekkili hakkındaki suç iddialarıyla özdeşleştirilmemesini sağlamakla yükümlü olduklarını kamuoyu önünde vurgulayın;
  • Avukatlara karşı açılan ve sürmekte olan davaları, özellikle de politik görüşleri, nitelikleri ne olursa olsun, avukatların bir terör örgütü üyesi oldukları iddiasıyla toplu olarak yargılandıkları davaları, aktif bir şekilde izleyin ve raporlayın;
  • Avukatlara karşı açılan davalarla ilgili istatistikleri ve belgeleri aktif bir şekilde derleyin ve gerektiğinde mahkemelere mesleki görevlerini icra eden avukatları koruyan temel ilkeleri anımsatan yazılı uzman görüşü sunun;
  • Türkiye Barolar Birliği’nin ve il barolarının avukat hakları merkezlerini izleme ve raporlama yapmalarına ve ilgili yönetim kurullarına düzenli olarak rapor vermelerine olanak sağlayacak şekilde güçlendirin;
  • Avukat haklarını ve adil yargılanma hakkını korumak ve bunların bilinirliğini ve işlerliğini artırmak için baroların insan hakları merkezlerini devreye sokun ve insan hakları merkezlerini düzenli izleme ve raporlama yapmalarına olanak sağlayacak şekilde güçlendirin.
  • Terörle mücadele yasalarının keyfi ve tacizkar bir şekilde kullanılmasına son verilmesini savunun.

İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün “Türkiye’de Avukatlar ve Adil Yargılanma Hakkı Saldırı Altında” adlı raporunun bütününe, https://www.hrw.org/tr/report/2019/04/10/328920#512462 adresinden ulaşılabilirsiniz.